MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı-karşı davalı ... Boyunsuz vekili Avukat ... tarafından, davalı-karşı davacı ... aleyhine 15/10/2010 gününde verilen dilekçe yine davalı-karşı davacı ... vekili tarafından davacı-karşı davalı ... Boyunsuz aleyhine 02/11/2010 gününde verilen karşı dava dilekçesi ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davacı-karşı davalı ... Boyunsuz'un davasının kısmen kabulüne, davalı-karşı davacı ...'un davasının reddine dair verilen 16/04/2013 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı-karşı davacı ... vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacı-karşı davalı ... Boyunsuz vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 05/11/2013 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı-karşı davacı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı-karşı davalı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı-karşı davalı ... Boyunsuz'un tüm, davalı-karşı davacı ...'un aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı-karşı davacı ...'un diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, kişilik haklarına saldırı nedeni ile manevi tazminat ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden, davacı ...'nın, dava dışı eşi aleyhine açtığı .... 4. Aile Mahkemesinin 2010/359 Esas, 2012/515 Karar sayılı boşanma davası sonucunda; tarafların boşanmalarına, eşin davacıya 125.000.00 TL manevi tazminat ödemesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalı ...'un, davacının resmi nikahlı eşi ile evli olduğu süre içinde duygusal birliktelik kurduğu, dava dışı eşin davacıya karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, davalının da eşin eylemine bilerek iştirak ederek davacının zarar görmesine neden olduğu anlaşılmaktadır.
BK'nın 50 ve 51. maddelerinde haksız eylemin ve bunun sonucunda doğan zararın birden fazla kişi tarafından meydana getirilmesi durumunda zarar görenin dilediği takdirde eyleme katılanların birisinden, birkaçından veyahut tamamından zincirleme olarak sorumlu tutulmalarını isteme hakkına sahip bulunduğu düzenleme altına alınmıştır. Aynı hüküm 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde de tekrar edilmiştir.
Davacının eşi, davacıdan boşanmalarına karar verilen mahkeme ilamı ile sadakatsiz tutum ve davranışları nedeni ile davacıya 125.000.00 TL manevi tazminat ödemeye mahkum edilmiştir.
Şu durumda, davalı ile dava dışı eşin birlikte neden oldukları zarar nedeni ile davacı yararına 125.000,00 TL manevi tazminat ödetilmesine karar verilmiş bulunmasına göre, konusu ve hukuki sebebi aynı olan eldeki davada hüküm altına alınan tazminat tutarının boşanma davasında hüküm altına alınan tazminat ile tahsilde tekerrür olmamak üzere ödetilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması doğru değil ise de, anılan yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasında yer alan "...yasal faizi ile birlikte ...” sözcüklerinden sonra gelmek üzere “....... 4. Aile Mahkemesinin 2010/359 Esas, 2012/515 Karar sayılı ilamı ile hüküm altına alınan manevi tazminat tutarı ile tahsilde tekerrür olmamak üzere...” cümlesinin eklenmesine, davacı-karşı davalının tüm, davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddi ile kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve temyiz eden davalı-karşı davacı yararına takdir olunan 990,00 TL duruşma avukatlık ücreti ile aşağıda yazılı onama harcının davacı-karşı davalıya yükletilmesine, peşin alınan harcın bundan mahsubuna ve davalı-karşı davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/11/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M) (M)
KARŞI OY YAZISI
Dava, evli olduğunu bildiği halde onunla duygusal ve cinsel ilişkiye girmek suretiyle kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat davasıdır.
Eşler evlenmekle birbirlerine karşı cinsel anlamda sadakat yükümlülüğü altına girerler. (MK.185/III) Bu yükümlülüğün ihlali halinde diğer eş TMK 161 maddesine dayalı olarak zina nedenine dayalı boşanma davası açar ve bu davada MK 174/2 maddesinde düzenlenen manevi tazminat isteminde bulunabilir. Böyle bir boşanma davası açarak eşinden tazminat alan kişinin manevi zararı karşılanmış demektir. Boşanma davası açmayan eş, sadakat yükümlülüğüne uymayan eşi affetmiş demektir. Affeden eş manevi tazminat isteminde bulunamaz. Diğer yandan boşanma davası açmakla birlikte hangi sebeple olursa olsun eşinden bu nedenle manevi tazminat istemeyen eşin durumuda aynıdır.
Davalı eş ile ilişkide olan 3. kişinin durumuna gelince; boşanma davasıyla eşinden manevi tazminat alan davacı manevi tazminatın "tekliği ve bölünmezliği" ilkesi gereğince 3. kişiden tazminat isteyemeyeceği gibi bu tazminatı "sadakat" yükümlülüğü olan eşinden istemeyen, istemeyi ihmal eden davacı elbetteki 3. kişiye yönelemez. Diğer yandan MK 2 maddesi gereğince "herkes haklarını kullanırken iyiniyet kaidelerine uymak zorundadır." Davacının eşinden manevi tazminat almışken ya da sadakat yükümlülüğü olan eşi yerine 3. kişiye yönelmesini hukuk düzeni koruyamaz. 3. kişinin bu eylemden dolayı davalı eş ile müteselsil sorumluluğu da kabul edilemez. Zira; sadakat yükümlülüğü sadece eşe aittir.
Belirtilen nedenler itibariyle çoğunluk görüşüne katılmam olanaksızdır. 05/11/2013
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerektiğini düşünüyorum
Açıklanan nedenle dairemiz kararının (2) sayılı bendine katılmıyorum 05/11/2013
Full & Egal Universal Law Academy