MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı.... vd aleyhine 18/03/2011 gününde verilen dilekçe ile muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescilin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 08/08/2012 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 12/11/2013 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, muvazaa nedeniyle satışın iptali ve tapu iptali istemine ilişkindir. Mahkemece dava kabul edilmiş; kararı davalılar temyiz etmişlerdir.
Davacı, davalılardan .... ile evli olduğunu, evlilik birliği içinde alınan dava konusu taşınmazın davalı eş adına kayıt olunduğunu, davalının boşanma davası açtığını ve derdest bulunduğunu, taşınmazı davalı eşin diğer davalı komşusuna muvazaalı olarak sattığını belirterek satışın ve tapunun iptalini istemiştir.
Yerel mahkeme, davacının muvazaa iddiasını inceleyerek taşınmazın davalılar arasında muvazaalı olarak satıldığını benimseyerek davayı kabul etmiştir.
Gerek dava dilekçesi, gerek davacı tarafın son oturumdaki beyanı, gerekse mahkemenin kabul biçimine göre dava, Borçlar Kanunu 18. maddesine dayalı muvazaa iddiasına ilişkindir. Dava Aile Mahkemesinde açılmış ve sonuçlandırılmıştır. Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair 4787 sayılı Kanun'un 4/1. maddesi gereğince TMK'nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK md. 118-395, 5133 sayılı kanun md. 2-3) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağı hükmü yer almaktadır. Şu durumda davanın dayanağı TMK'nun ikinci kitabında yer almayıp Borçlar Kanunu'ndan kaynaklandığına göre davanın genel mahkemelerde çözümlenmesi gerekir. Görev hususunun yerel mahkemece re'sen gözetilerek görevsizlik kararı verilmek gerekirken işin esasına girilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalılar yararlarına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına
ve davalılar yararına takdir olunan 990,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.