MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı-karşı davalı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı-karşı davacı ... aleyhine 17/04/2012 gününde, karşı davacı tarafından da da 31/05/2012 gününde verilen karşı dava dilekçesi ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın husumet ve yargı yolu nedeniyle, karşı davanın yargı yolu nedeniyle reddine dair verilen 02/05/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı-karşı davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacı-karşı davalının diğer temyiz itirazları yönünden;
Dava ve karşı davalar, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken, kusurları sonucu kişilere zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar görenlerin kamu görevlileri aleyhine açtıkları tazminat davasıdır. Mahkemece, dava ve karşı davanın husumet ve yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi, ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (TC Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler, emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Ayrıca, idari yargı yerlerinde açılacak davalarda husumetin kimlere yöneltileceğini düzenleyen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2. maddesi gereğince idari yargı yerlerinde sadece ilgili idareye karşı dava açılabilir. Gerçek kişiler hakkında idare mahkemelerinde dava açılamaz.
Davaya konu edilen olayda; Davacı, öğretim görevlisi olarak çalıştığı ... Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu müdürü olan davalının psikolojik yıldırma ve baskı içeren davranışları nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Yine karşı davacı da yanı gerekçelerle (davacı-karşı davalının davranışları nedeniyle) manevi tazminat istemiştir.
Şu halde, mahkemece sadece husumet yokluğundan red kararı verilmekle yetinilmesi gerekirken yargı yolu nedeniyle de asıl ve karşı davaların reddine karar verilmesi doğru değilse de, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nun geçici 3. maddesi uyarınca temyiz hükümleri bakımından halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.'nun 438. maddesi uyarınca karar düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) no'lu bentte gösterilen nedenle hüküm fıkrasının birinci paragrafındaki "...ve HMK.114/b maddesi gereğince yargı yolunun caiz olmaması..." söz dizisinin hükümden çıkarılması, davacının diğer temyiz itirazlarının (1) no'lu bentte gösterilen nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu şeklinin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy