MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar ... vd. vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vd. aleyhine 06/10/2011 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; yargı yolu nedeniyle mahkemenin görevsizliğine dair verilen 01/11/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davalı Sağlık Bakanlığının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacılar ile davalı ...'ın temyiz itirazları yönünden;
Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken, kusurları sonucu kişilere zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar görenlerin kamu görevlileri ve idare aleyhine açtıkları maddi ve manevi tazminat davasıdır. Mahkemece, davaya bakma görevinin idari yargıya ait olması nedeniyle yargı yolu nedeniyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, tüm taraflarca temyiz edilmiştir.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy.K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Davaya konu edilen olayda; ... Devlet Hastanesinde görevli davalı doktor ...'ın yanlış ameliyat ve tedavisi nedeniyle uzuv kaybı ve zaafı yaşandığı belirtilerek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulmuştur.
Şu durumda, mahkemece kamu görevlisi olan davalı hakkında, kusuruna dayanılarak açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) no'lu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, (1) no'lu bentte gösterilen nedenle davalı ...nın tüm temyiz talebinin reddine, bozma nedenine göre davacılar ile davalı ...'ın diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davacı ve davalı ...'dan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 28/10/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle dairemiz kararının (2) no'lu bendine katılmıyorum.28/10/2013
Full & Egal Universal Law Academy