MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar ... vd vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 16/03/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 07/05/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, hatalı tedavi nedeniyle uğranılan manevi zararın tahsili istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, yargı yolu bakımından davanın reddine dair verilen karar, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinin 1.bendinde; “Kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.” Aynı yasanın 331. maddesinin 1. bendindeki düzenlemeye göre de; “…hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” denilmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323. maddesinin (ğ) bendi içeriğine göre, vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu ve kural olarak davada haksız olan tarafa yükletileceği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 331. maddesine göre de, dava açılırken davacının haklı konumda olması durumunda davacı taraf aleyhine vekalet ücretine karar verilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Davacının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğü ile birlikte aynı yasanın 3. maddesindeki “görev” düzenlemesine uygun olarak eldeki davayı yargı yolu bakımından doğru yerde açtığı ancak yargılama sırasında Anayasa Mahkemesi’nin 6100 sayılı Yasanın 3. maddesini iptal etmesi nedeniyle yerel mahkemece, yargı yolu bakımından davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Şu halde dava açıldıktan sonra ilgili yasa maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması davacı tarafın dava açarken haklı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz ve bu nedenle davacının dava açarken kusurlu davrandığından söz edilemez. Yerel mahkemece açıklanan hususlara aykırı düşecek şekilde davalı yararına vekalet ücretine karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekir ise de bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi uyarınca temyiz hükümleri bakımından halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 438. maddesi uyarınca davalı yararına verilen vekalet ücreti ile ilgili bölümün hüküm kısmından çıkarılarak karar düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle hüküm fıkrasının 3. bendinin silinmesine, davacının diğer temyiz itirazlarının ise ilk bentte gösterilen nedenle reddi ile kararın düzeltilmiş bu şeklinin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 31/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy