MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vdl. aleyhine 10/02/2005 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; ... bakanlığı yönünden davanın yargı yeri nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden davanın husumet yokluğundan reddine dair verilen 12/03/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA 11/11/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY YAZISI
Dava hatalı ameliyat nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece; 12/03/2013 günlü kararla davalı ... Bakanlığı yönünden İdari Yargıda dava açılması gerektiğinden, davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karar dairemiz çoğunluğu tarafından onanmıştır.
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek
kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Mahkemenin 28/03/2006 tarih ve 2006/37-2006/60 sayılı kararı ile ... Bakanlığı'na yönelik dava İdari Yargı'nın görevine girdiğinden bahisle, gerçek kişi davalılar yönünden ise husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiş, bu karar, davacının temyizi üzerine dairemizin 16/10/2006 günlü kararı ile kararın ... Bakanlığı ile ilgili bölümü onanmış, gerçek kişi davalılara yönelik hüküm ise işin esasına girilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, karar düzeltme istemi de reddedilmiş ve yerel mahkemece 29/11/2007 günlü oturumda bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Bu durumda davacı yararına usulü kazanılmış hak oluşmuş olup, artık mahkemece yeniden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilemez.
Kaldı ki davalılardan ... Bakanlığı hakkında verilen ilk karar dairemizce onanarak kesinleştiğine göre artık ... Bakanlığı aleyhine bir dava bulunmadığından ... Bakanlığı hakkındaki davanın yeniden reddine karar vermekte yanlış olmuştur.
Açıklanan nedenlerle dairemiz çoğunluğunun onama kararına katılmıyorum.11/11/2013
Full & Egal Universal Law Academy