MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... .... tarafından, davalılar ... vdl aleyhine 23/02/2010 gününde verilen dilekçe ile muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 18/01/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, Borçlar Yasasının 18. maddesinde düzenlenmiş bulunan danışık (muvazaa) iddiasına dayalı tapu kaydının iptali ile tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, iddia ispat edilemediği gerekçesi ile istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/429 Esas sayılı dava dosyasında davalı eşi ... tarafından açılan boşanma davasının devam ettiğini, davalının eşinin kendisine evlilikleri süresince vermiş olduğu iki adet senede dayalı olarak icra takibi yaptığını, takibe konu iki adet senedin iptali istemiyle açılan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/200 Esas sayılı dava dosyasında davanın kabulü ile senetlerin iptaline karar verildiğini, iptal konusu senetler hakkında icra takibine başlanılmasından önce davalı ... tarafından diğer davalı ... muvazaalı olarak borçlanıldığını, davalı ... tarafından da bonoya dayalı alacağının icra dosyasında diğer davalı ...'e temlik edildiğini, davalı ...'ın mal kaçırmak amacıyla kendini başka bir şahsa borçlu gösterdiğini, kötü niyetli olarak davalının kendisi tarafından açılacak tazminat davasını ve devam eden boşanma davasında istediği nafaka ve tazminat miktarlarını ve halen kendisinden alamadığı birikmiş nafakayı sonuçsuz bırakmak amacı ile diğer davalı üçüncü kişiler arasında yapılmış olan muvazaalı mal kaçırmaya yönelik hukuki işlemlerin iptali için BK.18'e dayalı olarak bu davayı açmış olduğunu belirterek, davalılar arasında yapılan muvazaalı taşınmaz devrinin iptaline ve taşınmazın ilk sahibi borçlu ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... davacı tarafça açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının bu davayı açmakta hukuki menfaati olmadığını, ayrıca davacının taraf sıfatı olmadığını, belirterek öncelikle davanın usulden reddini, taraflar arasında yapılan işlemlerde de muvazaa olmadığı beyanla davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalılar ise cevap dilekçesi sunmamışlar ve duruşmalara da katılmamışlardır.
Mahkemece, davacının dava konusu 33 ada, 3 parselde tapuya kayıtlı bulunan 3 nolu bağımsız bölüme yönelik davalılar arasında yapılan işlemin muvaazalı olarak yapıldığı yönündeki iddiası ispat edemediği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Dosya arasında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, eldeki davanın açıldığı tarihte davacı ile davalı eşi arasında ... Aile Mahkemesi'nin 2009/426 Esas sayılı dava dosyasında devam etmekte olan boşanma davasında tarafların 30/07/2010 tarihinde verilen karar ile boşanmalarına, ....lehine 15.000 TL maddi tazminat ve 10.000 TL manevi tazminat ile 360 TL nafakaya hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Davacı ...... tarafından davalı eşinin kendisine vermiş olduğu 23/09/2002 tarih ve 23/02/2004 tarih 10.000' er TL bedelli iki adet bononun tahsili amacıyla ... 1.İcra Müdürlüğü'nün 2005/236 ve 237 takip sayılı dosyaları ile davalı aleyhine icra takibinde bulunulmuştur.
... İcra Müdürlüğü'nün 2004/2801 esas sayılı icra dosyasında ise, davalı alacaklı ... tarafından davalı borçlu ... aleyhine 10/10/2003 keşide tarihli ve 01/01/2004 tarihli 18.000 TL bedelli bono alacağının tahsili amacıyla icra takibine başlanıldığı, İcra dosyasında dava konusu edilen 33 ada 3 parsel sayılı 3 nolu bağımsız bölüme haciz konulduğu, dosya alacaklısı ... tarafından dosya alacağının diğer davalı ...'e temlik edildiği,dava konusu taşınmazın ihaleye katılan ...'e ihale edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı eş ... tarafından ise ... 1.İcra Müdürlüğünün 2005/236 ve 237 esas sayılı takip dosyalarına konu bonoların iptali istemli olarak ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/200 Esas sayılı dava açılmış ve bu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilen dava dosyasında ise ... tarafından davalılardan ...’in alacağını engellenmek amacıyla diğer davalı ... ile aralarında var olmayan alacak-borç ilişkisi nedeniyle davalı ... tarafından ... İcra Müdürlüğü'nün 2004/2801 esas sayılı takip dosyasında davalı eşi aleyhine yapılan ve muvaazalı olan takip dosyasının iptali ile dava konusu taşınmaz üzerine konan haczin fekkini istemiş, mahkemece, asıl davada bonoların eş davalı ...’ye haksız boşanmanın gerçekleşmesi halinde ödenmek üzere düzenlendiği ve şarta bağlı olarak verildiği, B.K.’nun 20. maddesi gereği ahlaka aykırı sözleşmelerin geçersiz olduğu gerekçesiyle bonoların iptaline karar verilmiş,birleşen davada ise, davacının İİK’nun 277. maddesi gereği muvakkat ya da kat’i aciz vesikasını ibraz edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/200 Esas ve 2008/294 karar sayılı temyiz incelemesinde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, bonoların iptali istemine ilişkin asıl davada temyiz itirazlarının reddine,birleşen davada ise, davanın davacısı ...’ın birleşen davaya konu edilen bonoda ve icra takibinde bir sıfatı (keşideci, lehtar vs. gibi) bulunmadığı, davacı ... Beyaz'ın ise ancak kendisinin alacağının etkilenmesi durumunda düzenlenecek sıra cetvelinden sonra muvazaa iddiasına dayalı dava açabileceği gerekçesiyle birleşen davanın reddi gerektiği,mahkemece yazılı gerekçe ile reddinin doğru olmadığı belirtilerek kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Dava dosyası arasında bulunan ... C. Başsavcılığı'nın 2009/581 Soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... Beyaz tarafından davalılar ..., ... ve ... aleyhine eşinin boşanma davası nedeniyle kendisine gayrimenkul vermemesi için üzerine kayıtlı gayrimenkulleri diğer şüphelilere devrettiği gerekçesiyle şikayetçi olunduğu, Savcılık makamınca, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf olduğu gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği, şüpheli sıfatıyla beyanı alınan ....'ün davalı ...'in çocukluk arkadaşı olduğunu, 1999 - 2000 yıllarında ölen eşi
rahatsızlandığında iki defa 3.500'er TL borç verdiğini,eşi öldükten ve ... ile evlendikten sonra alacağın ödemesini istediğini, dükkanını satarak borcunu kendisine ödediğini, aralarında yapılan senedi ....'e verdiğini beyan ettiği, diğer davalı ...'ün beyanında ise ... isimli şahsı tanımadığını, icra dosyasında alacağını devreden şahsın ... veya vekili olup olmadığını bilmediğini, alacağın devri esnasında ... ile ismini bilmediği kişinin bulunduğunu, bu devirden dolayı üstüne daire aldığını, ancak karşılığında ...'e herhangi bir parasal ödemede bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Şu durumda, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/200 esas ve 2008/294 karar sayılı dava dosyasının temyiz incelemesinde Yargıtay 19. HD'ce düzeltilerek onama kararı verilen ve iptal edilen alacağın konusunun davacının davalıdan aldığı bonolar ile ilgili olduğu, mahkeme ve düzeltilerek onama ilamında muvazaa olmadığı yönünde bir belirleme bulunmadığı, henüz davacı ... ...'ın dava açma zamanı gelmediğinden bahisle ret kararı verilmesi gerektiğinin doğru olduğu,eldeki davanın ise davacı tarafından daha sonra açılan boşanma ve nafaka davaları nedeniyle tazminat ve nafaka alacaklarının karşılıksız bırakılması amacıyla dava konusu edilen ve davalılar arasındaki icra takibi ve satış işlemlerindeki taraf iradelerinin muvazaalı olduğundan bahisle açıldığı, olayla ilgili olan ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2009/581 soruşturma numaralı hazırlık evrakı içerisinde ifadesi alınan ... ve ... anlatımlarından ... İcra Müdürlüğü'nün 2004/2801 esas sayılı icra dosyasında takip konusu edilen 18.000 TL bedelli senetten dolayı her iki davalının da alacaklı olmadığı ve icra dosyasında alacağı temlik alan ...'ün temlik aldığı alacakla ilgili herhangi bir bedel ödemediği ve diğer davalı ...'in de davalı ...'ın kendisine olan borcunu dükkanını satarak ödediği yolundaki beyanları nazara alındığında muvazaa olgusunun sabit olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davacının muvazaa iddiasının sübut bulduğu kabul edilerek İcra İflas Kanunu'nun 283. maddesi de gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken iddianın ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.