MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vdl aleyhine 25/06/2010 ve 02/02/2011 günlerinde verilen dilekçeler ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/04/2013 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili duruşmasız olarak davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 23/09/2014 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ... geldi, karşı taraftan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının 25,20 TL'sinin davacıya, 7.004,00 TL'sinin de davalılara yükletilmesine, peşin alınan harçların bundan mahsubuna 23/09/2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının gözünün işlevini yitirmesine ve yüzünde sürekli değişikliğe neden olacak şekilde silahtan sayılan sopa ile yaralanma nedeniyle maddi (kısmi ve daimi iş göremezlik) ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, tüm davalılar müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmak suretiyle maddi tazminat talebi aynen, manevi tazminat istemi ise kısmen kabul edilmiş; taraf vekillerince temyiz olunan karar, Dairemiz çoğunluğunca onanmıştır.
Davalılar sanık olarak yargılandıkları ... Asliye Ceza Mahkemesinde (2010/43 E. 2010/183 K.) kasten yaralama suçundan mahkum olmuşlar, ancak bu karar, Yargıtay 3. Ceza Dairesi 21.03.2010 gün, 2013/9050 E.-11690 K. sayılı ilamı ile sanıkların kastının öldürmeye yönelik olup olmadığını değerlendirmenin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilip, görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Bilindiği üzere; 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddelerine göre hukuk hakimi ceza hakiminin beraat kararı, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleri, kusur oranının takdir ve tayiniyle bağlı değildir. Ancak, ceza hakiminin maddi vakıa ve olguları belirlemesi hukuk hakimini de bağlar.
Somut olayımızda; görevsizlik kararı üzerine yargılama yapacak olan ağır ceza mahkemesi kararında sanıkların durumunu belirlenmesi ve varsa yasal indirim nedenlerinin uygulaması hukuk hakimini doğrudan etkileyecektir. Hal böyle olunca, ağır ceza mahkemesinin kararı beklenmeli ve varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu itibarla; adaletin sağlıklı ve isabetli biçimde tecellisi için yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken onayan Daire çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum. 23/09/2014