MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... aleyhine 08/.../2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 04/07/2013 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 03/.../2013 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat ....... ile karşı taraftan davalılardan ... vekili Avukat .......... geldiler, diğer davalılar adlarına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, idari yargı kararının uygulanmaması nedeni ile kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar, idari yargı kararının gereğini yerine getirmek için yasal prosedürü başlattıklarını, ancak davacının kadrosunun ........ tarafından geri verilmesi işleminin zaman aldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, idari yargı kararının yerine getirilmemesinin hangi davalı veya davalıların eyleminden kaynaklandığının ancak bilirkişi incelemesi ile belirlenebileceği, bu amaçla talep edilen bilirkişi ücretinin kesin süre içerisinde yatırılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin .../.../2011 tarih ve 2010/9151 Esas, 2011/10344 Karar sayılı kararı ile; idari yargı kararının süresinde uygulanmadığı kabul edilmiş, davalıların sorumlu olduğu miktar belirlenerek hüküm altına alınmak üzere yerel mahkemenin önceki ret kararı bozulmuştur. Yerel mahkemece bozma ilamına uyulmuş, ancak idari yargı kararının uygulanmasının geciktirilmesine hangi davalı yada davalıların eyleminin neden olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunlu görülerek, gerekli masrafı yatırması için davacı tarafa iki haftalık kesin süre verilmiş, bu masrafın davacı tarafça yatırılmaması üzerine davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 266. maddesinde; “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz” hükmü bulunmaktadır.
Somut olaya gelince; davacı, dava dilekçesinde özel olarak bilirkişi deliline dayanmamıştır. Davanın konusu itibari ile çözümü için özel ve teknik bir bilgi gerekmeyip, meselenin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkündür. Diğer yandan bozma ilamında, tüm davalıların manevi tazminat isteminden sorumlu olduğu kabul edilmiş, mahkemece bu bozma ilamına uyulmuştur. Şu halde, davacıdan gerekli olmadığı halde bilirkişi ücretinin yatırılması istemi ve bu istem davacı tarafça karşılanmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yerel mahkemece, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmaları gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve temyiz eden davacı yararına takdir olunan 990.00 TL duruşma avukatlık ücretinen davalılara yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/.../2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy