MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı-karşı davalı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı-karşı davacı ... aleyhine 02/04/2007 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 05/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Asıl davaya yönelik davacı karşı davalının temyiz itirazı yönünden; Asıl ve karşı dava haksız eyleme dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı açtığı asıl dava ile ve davalı açtığı karşılık dava ile karşılıklı olarak haksız eylem nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunmuşlar; Mahkemece, asıl dava ve karşılık davanın esastan reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı-karşı davalı, sicil amiri olan davalının kasten ve kötü niyetli olarak, haketmediği halde 2003 yılı sicil raporunun 6. maddesinde tarafsızlığı ile ilgili bölümde düşük sicil notu vererek kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu belirterek manevi tazminat talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı, davacının dava dilekçesinde kendisi hakkında “ ...atlamış, ...zıplamış, ...kapmış” gibi ifadelerle kişilik haklarına saldırdığını belirterek manevi tazminat telep etmiştir.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy.K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır
Davaya konu edilen olayda, davalı sicil amirinin kişisel garez ve kin ile hareket ederek davacının sicil notunu düşük vermek suretiyle davacının kişilik haklarını ihlal ettiği iddia edildiğine göre Anayasanın 129/5. maddesi gereğince davalı kamu görevlisi hakkında adli yargı yerinde dava açılamayacağından kast ve kusur aranmaksızın bu davalı hakkında husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir.
2-Karşılık davaya davalı- karşı davacının temyizi yönünden;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerekmektedir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, asıl dava açısından yukarıda (1) no'lu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre asıl davayı temyiz eden davacı-karşı davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, karşılık dava açısından (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle karşılık davayı temyiz eden davalı-karşı davacının temyiz taleplerinin reddiyle karşılık dava ile ilgili verilen kararın ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalı-karşı davacıya yükletilmesine, peşin alınan harcın bundan mahsubuna, temyiz eden davacı-karşı davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.