MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar ... vd. vekili Avukat ... tarafından, 13/03/2013 gününde verilen dilekçe ile zayi belgesi verilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11/07/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, istem kabul edilmiş; davacı tarafından talep edilen tavzih istemi ek kararla reddedilmiş ve bu ek karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taraf, hasımsız olarak açtığı dava ile yangın sonucu demirbaş, tahakkuk evrakları, esnaf ödeme dosyaları, teşkilat kuruluş dosyası ve bir kısım faturaların yanarak zayi olduğunu belirterek, bu durumun tespiti ile yanan eşya ve evraklarla ilgili zayi belgesi verilmesini talep etmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 106. ve devamı maddelerinde tespit davaları düzenlenmiştir. 1086 sayılı Kanunda tespit davası düzenlenmemiş olsa da, bu davaların da dinlenilebilir olduğu, gerek öğretide ve gerekse uygulamada kabul edilmekteydi.
Tespit davasının dinlenilebilmesi için, genel dava şartlarının yanında iki ek şartın da bulunması gerekir:
1-HMK'nun 106/1-3. maddesi uyarınca, tespit davasının konusu, yalnız hukuki ilişkiler ve bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi olabilir. Maddi vakıalar yalnız başına tespit davasına konu yapılamazlar.
2- HMK'nun 106/2. maddesi uyarınca davacının, hukuki yararı bulunmalıdır.
Hukuki yararın varlığı, dava koşulu niteliğinde olup; mahkemece, kendiliğinden göz önünde tutulur.
Dava, zayi nedeniyle mahkemeden tespit istemidir. Dava hakkı da, hukuki yarar ile sınırlıdır. Davacı, ihlal edildiğini ileri sürdüğü hakkını elde edebilmek için mahkeme kararına muhtaç bulunmalıdır. Bu bağlamda, hukuki korunmada, (davada) zorunluluk olmalıdır. İdeal veya geleceğe dönük bir yarar yeterli değildir. Kural olarak, eda davalarında hukuki yararın varlığı asıldır ve ayrıca bu yönde bir ispat yükümlülüğü yoktur. Tespit davalarında ise; hukuki ilişkinin varlığının, ‘hemen’ tespit edilmesinde davacının korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması gerekir. Bu da, üç şartın birlikte varlığına bağlıdır:
1-Davacının bir hakkı veya hukuki durumu, güncel (halihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı;
2-Bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı;
3-Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen (icraya konulamayan) tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır.
Somut olayda; davacının tespit davası açmakta hukuki yararı olup olmadığı araştırılmamıştır. Mahkemece, davacı taraftan zayi belgesinin ne amaçla istendiği sorulmalı, herhangi bir kuruma ibraz edilmek amacıyla isteniyorsa, davanın hasımsız açılamayacağının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş; bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy