MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 22/07/2010 gününde verilen dilekçe ile faiz alacağına hükmedilmesi istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 16/10/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, faiz alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının tehdit ve hakaret içeren eylemleri nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığını, açılan davada davalının 2.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verildiğini, ilgili mahkemede dava açılırken fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunun belirtilmesine rağmen mahkemece faiz yönünden talep olmadığı gerekçesi ile hüküm kurulmadığını belirterek, ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile hüküm altına alınan manevi tazminatın faizinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, önceki ilamda fazlaya dair talebinin de reddedilmiş olup kararın davacı vekilinin temyizi de olduğu halde Yargıtayca onanmış olmakla ve yine faiz isteminin ilk davada saklı tutulan fazlaya dair haklar kapsamında olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Faiz, asıl alacağın bir bölümü olmayıp; onun fer’i niteliğinde bir alacaktır. Davacı, asıl alacağın ödenmesi için açtığı davada, faiz isteme hakkını saklı tutmamış olsa bile, daha sonra faiz için ayrı bir dava açabilir. O nedenle, mahkemenin; faiz isteminin fazlaya ilişkin haklar kapsamına girmeyeceği yönündeki kabulü doğru görülmemiştir.
BK'nun 113.(TBK'nun 131/1.maddesi) gereğince asıl borç ifa ile veya herhangi bir suretle sona erdiği takdirde kural olarak kefalet, rehin ve diğer feri haklar da sona erer. Bu kuralın bazı istisnaları vardır. Bunlar; alacaklının asıl borcun ödenmesini kabul ederken işlemiş faizleri talep etmek hakkının saklı tutulduğunun bildirilmiş olması ve durumun özelliğinden faiz hakkının saklı tutulduğunun anlaşılmış olmasıdır.
Şu durumda, ihtirazi kayıtla yapılmış bir ödemenin olup olmadığı araştırılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgıya dayalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy