MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... (kendisine asaleten ...'a velayeten) vdl vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vdl aleyhine 28/07/2004-24/08/2006-29/09/2006 günlerinde verilen dilekçeler ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen 2006/252 esas sayılı davanın davalı ... Genel Müdürlüğü yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne, birleşen 2006/274 esas sayılı davanın reddine dair verilen 24/05/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalılar ... ile ....... Ltd. Şti vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
...-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
...-Tarafların diğer temyiz itirazına gelince;
Asıl ve birleşen davalar, trafik kazası sonucu ölüm, yaralanma ve araç hasarı nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen 2006/252 esas sayılı davanın davalı ... Genel Müdürlüğü yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne, birleşen 2006/274 esas sayılı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ile davalılardan ... ve ....... Şti. tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davacı sürücü ...’ın kullandığı araç ile davalı sürücü ...’ın kullandığı aracın çarpışması neticesinde, araç içerisinde bulunan bir kısım davacıların yaralandıklarını, bilahare davacı ...’in kaza nedeniyle yaşamını yitirdiğini, davalı ... Genel Müdürlüğü’nün, yeterli mesafeden trafik işaretlemesi yapmadığı için kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu belirterek, zararın tazminini istemişlerdir.
Davalı ... Genel Müdürlüğü bir kamu tüzel kişisidir. Kamusal kurallar çerçevesinde faaliyet gösterir ve eylem ve işlemleri de kamusal niteliktedir ve kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. Davada ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre, davanın anılan davalıya yöneltilmesinin nedeni de hizmet kusurudur. Kamu hizmetinin görülmesi
sırasında ve hizmet kusurundan doğan zararların gideriminde idari yargı görevlidir. (2577 Sayılı İYUY. m....) Mahkemece, ... Genel Müdürlüğü yönünden yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken bu yön üzerinde durulmadan işin esası incelenerek yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
...- Davacı ..., ..., .... ve...’un temyiz itirazına gelince; davacılar, dava dilekçelerinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini istemişlerdir. Yargılamanın devamı sırasında düzenlenen tazminat bilirkişi raporunda, zararın istemden fazla hesaplanması üzerine; davacılar, 05/03/2010 günlü ıslah dilekçesini vererek dava dilekçesindeki talep sonucunu arttırmışlardır. Davacıların ıslah dilekçesinde ileri sürdükleri istem, yeni bir dava niteliğinde olmayıp dava dilekçesindeki istek sonucunun artırılması biçimindedir. Bu nedenle sadece dava dilekçesine karşı ileri sürülebilecek olan zamanaşımı itirazı ıslaha karşı ileri sürülemez. Islah, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176. ve devamı maddelerinde düzenleme altına alınmıştır. Anılan kanunun 177/... maddesinde de ıslahın, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği açıkça düzenlenmiştir. Şu durumda, ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunulamaz. Zira ıslah, yeni bir dava olmayıp sadece dava dilekçesinde yapılan bir değişikliktir. Açıklanan yasal düzenleme karşısında; mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ıslah ile artırılan bölümlerin zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
...- Davalıların diğer temyiz itirazına gelince; davalı ... Genel Müdürlüğü hakkında, idari yargı yerinde görülecek olan davada, davalı idare aleyhine, davacılara tazminat verilme ihtimali bulunduğu gözetilerek, eldeki davada davacılar yararına hüküm altına alınacak tazminat yönünden “tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla” ibaresinin eklenmesi gerekmektedir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda (...) nolu bentte gösterilen nedenlerle taraflar yararına, (...) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacılar ..., ..., ..... ve .......yararına, (...) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının (...) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 05/.../2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
.
Islah, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnalarından olup, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesi olarak tanımlanmaktadır. Islah ile taraflar dava sebebini, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilirler. Usulüne uygun olarak açılmış bir davanın bulunması şartı ile davanın tamamen veya kısmen ıslahı mümkündür.
Dava sebebinin veya dava konusunun değiştirilmesi tamamen ıslah halleridir. (..... .... Cilt s. 3990). Davanın kısmen ıslahında ise, dava dilekçesinden sonraki bir usul işleminin ıslahı söz konusudur. Gerek doktrinde gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edildiği üzere müddeabihi (dava değerini) arttırma halinde kısmi ıslah söz konusu olup kısmi ıslahta, tamamen ıslahın aksine ıslah tarihine kadar yapılan bütün usul işlemleri yapılmamış sayılmaz. Kısmi ıslah yapıldığı tarihten ileriye dönük olarak hüküm ifade eder.
Zamanaşımı ise borcu ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, doğmuş ve var olan bir hakkın istenebilirliğini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu nedenle zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. BK. 133 madde zamanaşımını kesen sebepler sayılmış olup bunlardan biri de dava açılmasıdır. Davanın tamamen ıslahında dava baştan beri (dava dilekçesinden itibaren) ıslah edildiği için ıslah edilen kısım içinde davanın açıldığı tarihte zamanaşımı kesilmiş olur.
Kısmi davada ise zamanaşımı yalnızca dava edilen kısım kesilir. Henüz açılmayan (saklı tutulan) ve daha sonra ıslahla arttırılan bölüm için zamanaşımı işlemeye devam eder.
Nitekim ......2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK. 107. maddesinde düzenleme altına alınan belirsiz alacak davası ve tesbit davasında davacının iddianın genişletilmesi yasağı olmadan ve karşı tarafın rızasına ve ıslaha da gerek kalmaksızın talep sonucunun arttırılabileceği kabul edilmiş, maddenin gerekçesinde de bu dava ile ilk dava tarihinde zamanaşımının kesileceği belirtilmiştir.
Aynı Yasanın 109. maddesindeki kısmi davada ise zamanaşımının kesileceği yolunda bir açıklama yoktur.
6100 sayılı Kanunun hazırlanması sırasında görev alan ...., ...ve ....tarafından yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine göre Medeni Usul Hukuku Kitabının 321. sayfasında “Belirsiz alacak davası açılabilmesinin mümkün olduğu hallerde kısmi dava açmak davacı açısından üç nedenle daha elverişli olmayacaktır. Birincisi kısmi dava açan davacının alacağının geri kalan kısmı için zamanaşımı süresi kesilmemiş olacaktır. Buna karşılık belirsiz alacak davasında zamanaşımı, dava sonunda alacağın tümü için dava tarihinde kesilmiş sayılacaktır. İkinci olarak kısmi dava açan davacı dava sırasında alacağın geri kalan kısmını talep etmek isterse, bunu ancak ıslah ya da karşı tarafın açık rızası ile yapabilecektir...” şeklindeki açıklamaları ile gerek Dairemizin, gerekse HGK'nun önceki içtihatları gibi yeni HMK.da da kısmi dava açılması halinde sadece dava edilen bölüm için zamanaşımının kesileceği yolundaki istikrarlı uygulamanın devam ettirildiği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davaya konu haksız eylemin (trafik kazası) 08/07/2004 tarihinde meydana geldiği ve davalının T.C.K 455/.... maddesi uyarınca cezalandırılmış olduğu gözetildiğinde ıslah dilekçesinin verildiği tarih olan 05/03/2010 tarihi itibariyle ... yıllık ceza zamanaşımı süresi geçmiştir.
Bu nedenle dairemiz bozma kararının (...) nolu bendine katılmıyorum. 05/.../2013
Full & Egal Universal Law Academy