MAHKEMESİ: Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 03/05/2013
NUMARASI: 2011/456-2013/203
Davacılar M.. Ç.. vdl vekili Avukat tarafından, davalılar Maliye Hazinesi vd aleyhine 21/11/2011 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/05/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız el koyma nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, murislerine ait küçükbaş hayvanlara kaçakçılık iddiası ile kolluk güçlerince el konulduğunu ve yapılan ceza yargılaması sonucunda üzerine atılı suçtan beraatine ve yedieminde bulunan hayvanların kendisine iadesine karar verildiğini, buna rağmen iadenin gerçekleşmediğini ileri sürerek, bu süreçte mahrum kalınan kazancın davalılardan tazminini talep etmişlerdir.
Davalılar ise yediemine teslim edilen hayvanların iade edilmemesinde kusurları bulunmadığını, yedieminin malları iade etmediğini savunarak davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 53. (HUMK 39) ve devamı maddelerine göre, davada taraf olmayan bir kimsenin lehine veya aleyhine hüküm kurulması mümkün olmadığından ve davalı A.. B..'nın bu olayda taraf sıfatı bulunmadığından hakkında açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
Davaya konu olayda; davacılar murisine ait 362 adet küçükbaş hayvana kaçak oldukları iddiası ile 10/09/2000 tarihinde kolluk güçlerince el konulmuş ve yediemin olarak dava dışı şahsa teslim edilmiştir. Mahkemece el konulan hayvanların sahibine fiilen teslim edilip edilmediği, teslim konusunda davacının müracaatının bulunup bulunmadığı hususlarının 08/09/2000 tarihli keşifte yediemin D..’un “ ben çiftçilik yapıyorum bu hayvanlara bakamam hayvanlar şu an hazır bulunan M.. Ş.. E..'e teslim edilsin” şeklindeki talebi üzerine, mahkemece keşif zaptında ara karar kurularak M.. Ş... E..’e teslimine karar verilmesi karşısında, yedieminlerin de mahkemece dinlenerek, usulünce araştırılması gerekmektedir. Söz konusu küçükbaş hayvanlar davacıya teslim edilmemiş ise, davacının ceza yargılaması sırasında “keçileri hayvan tüccarlarına satacağı, ahır ve merası olmadığından da çobanların koyunları dışarıda otlattıkları o mevkiye neden gittiklerini bilmediği” yönündeki beyanları doğrultusunda hayvanları yetiştirme için değil satım için elinde bulundurduğu gerçeği ile ceza dosyası keşif zaptı da göz önüne alınarak hayvanların el koyma tarihindeki değerleri belirlenmeli ve davacı zararı hesaplanmalıdır. Öte yandan, davacının denetim sırasında el konulan hayvanlara ait menşe şehadetnamesini ibraz
edememesi, beraat ve iade kararının 21/06/2002 tarihinde kesinleşmesine rağmen aradan uzunca bir zaman geçtikten sonra 21/11/2011 tarihinde eldeki bu davayı açması gibi davacı kusurları birlikte değerlendirildiğinde zararın artmasında müterafik (bölüşük) kusuru bulunduğu açıktır. Bu durumda, hükmedilecek tazminat miktarından BK. 42, 43 ve 44 maddeleri gereğince uygun miktarda indirim yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 10/11/2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
İş bu davada ilam zamanaşımı uygulanmayacağı düşüncesindeyim. Zira ilam zamanaşımı bir hakkının varlığını yargı kararıyla tescil ettiren kişinin bu ilamı işleme koyması yönünden uygulanır. Somut olayda bunun tam tersi bir vakıa söz konusudur. Davacı kendi kusuruyla el koymaya neden olmuştur. Yoksa davacı bir alacağını ilamla tespit için yargıya başvurmuş değildir. Şüphe davacı lehine yorumlanarak ceza mahkemesinde beraat etmiştir. Ceza mahkemesi kararının kesinleşme tarihiyle 1 yıllık süre işlemeye başlar.
Zamanaşımı gerçekte var olan bir alacağın sırf alacaklının alacağa karşı kayıtsız kalmasından dolayı isteme hakkını ortadan kaldıran bir hukuksal müessesedir. Dava dosyasındaki el koyma tarihi, ceza mahkemesi kararının sona gelmesi ve kesinleşmesi aşamaları dikkate alındığında bir takım olasılıklar nedeniyle davacı tarafça alacak iddiasında bulunulmamıştır. Bu olasılıklardan birisi hayatın olağan akışına aykırı olan ve genel yaşam deneyimlerine göre de olanaksız olan dava konusu ve ceza yargılaması konusu hayvan adedinin yediemin tarafından bakılamayacağı gerçeği, gerek adli makamlardan gerekse davacıdan bu hayvanların bakımı için bunca yıl boyunca hiç bakım masrafı istenmemesi gibi izler hayvanların davacı tarafa teslim edildiği gerçeğini çağrıştırır. Yedieminden veya yargı mercilerinden davacı tarafça bunca yıldır hayvanların iadesi yönünden bir talep olmaması da hayvanların davacı tarafa fiilen geçtiğini (devredildiğini) gösterir. Bu gerçeklik nedeniyle bunca zamandır hayvanların bedeli istenmemektedir. Davacı da bu nedenle bir zarar giderimi veya alacak peşinde değildir. Ve fiili gerçeklik karşısında alacak/tazminat hakkını kayıtsızlık yöntemiyle uyutmaktadır. Davalı hazine de bu olgulara dayanarak süresi içinde zamanaşımı def'in de bulunabilir. Bu nedenle zamanaşımı def'inin esaslı bir şekilde değerlendirilip davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken yukarıdaki benimsemeye ve ilk derece mahkemesi kabulüne katılmamaktayım.10/11/2014