MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 25/11/2011 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; yargı yolu nedeniyle davanın reddine dair verilen 07/02/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, hatalı tedaviye dayalı elin kavrama yeteneğini yitirmesi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın idari yargının görev alanına girdiğinden bahisle yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmiş, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 3. maddesinde, “Her türlü idarî eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine yahut kişinin ölümüne bağlı maddî ve manevî zararların tazminine ilişkin davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri bakar. İdarenin sorumluluğu dışında kalan sebeplerden doğan aynı tür zararların tazminine ilişkin davalarda dahi bu hüküm uygulanır.” hükmü düzenlenmiştir. Bu madde hükmü ile, sadece kişinin vücut bütünlüğüne verilen maddi zararlar ile buna bağlı manevi zararların ve ölüm nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararların tazmini konusu kapsama alınmış ve bu tazminat davalarına bakma görevi İdari Yargıdan alınarak Asliye Hukuk Mahkemelerine verilmiştir. Bu şekilde uygulamaya giren kanun hükmünün, İdari Yargı ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin görev alanını düzenleyen Anayasanın 125, 155 ve 157. madde hükümlerine aykırı olmasından dolayı Anayasa Mahkemesi'nin 16/02/2012 tarih ve Esas: 2011/35, Karar: 2012/23 sayılı kararı ile iptal edildiği, iptal kararının 19/05/2012 tarih ve 28297 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği anlaşılmıştır.
Davacı, davalı aleyhine davanın açıldığı tarih (25/11/2011) itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 3. maddesine göre görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Ancak yargılama devam ederken HMK'nun 3. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi üzerine, mahkemece yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmiştir. Şu durumda, davacıların iradesi dışında gelişen hususlar dikkate alındığında davacı tarafın vekalet ücreti ile sorumlu tutulması ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/7. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) no'lu bentte gösterilen nedenle hüküm fıkrasının vekalet ücretine ilişkin üçüncü bendinin hükümden çıkarılmasına, diğer temyiz itirazlarının (1) no'lu bentte gösterilen nedenle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçimi ile ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.