MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... ....vekili Avukat .... tarafından, davalı ... ....aleyhine 08/01/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 11/07/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm; davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının evli olduğunu bilerek eşi ile ilişki yaşadığını, boşanmalarına neden olduğunu belirterek manevi tazminat işteminde bulunmuştur.
Davalı, zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür.
Mahkemece, davacı tarafından açılan karşı boşanma davası dilekçesinde de davalı kocanın başka kadınla ilişkisine dayanıldığı, bu ilişkinin davalı ile olduğunu ise boşanma davasının 07/10/2010 tarihli oturumunda öğrendiğini, öğrenme tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçirildikten sonra bu davanın açıldığı, zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Haksız eyleme dayalı tazminat davalarında olay tarihinde bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 60/1. maddesine göre öngörülen zamanaşımı süresi fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halükarda 10 yıldır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 72/1 maddesine göre de zamanaşımı süresi zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yıldır.
Somut olayda; ... 3. Aile mahkemesinde açılan davada mahkeme “...davalı kocanın birlik görevlerini ihmal ettiği, eve geç gelmeleri olduğu, görev yaptığı iş yerinden......isimli bayanla birliktelik yaşadığı...” gerekçesiyle 21/05/2012 tarihinde tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Mahkemece bir karar verilmezden önceki ifadeler mahkemece tartışılıp karar verilene kadar kesinleşmiş bir olgu olarak kabul edilemez. Dolayısıyla tanık beyanları ve belgelerde geçse dahi ancak kararla birlikte maddi vakıanın (aldatma ve aldatan tarafların kimler olduğunun) belirgin hale geleceğinin kabulü gerekir. Şu halde, davacının, davalı ile boşandığı eşinin ilişkisinin varlığını boşanma karar tarihi itibarıyla öğrendiği kabul edilmelidir. Kararın tarihinden itibaren 1 yıl içinde (08/01/2013 tarihinde) dava açmış bulunması karşısında davanın zamanaşımına uğradığı ileri sürülemez. Mahkemece işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy