MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 05/11/2011 gününde verilen dilekçe ile haksız haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 09/10/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız haciz nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazminine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, aralarındaki kira ilişkisi gereğince alınan teminat bonolarının haksız olarak takibe konulması nedeniyle mallarına haksız olarak el konulduğunu, takibin icra mahkemesince iptal edildiğini belirterek uğradığı maddi ve manevi zararın tazminini istemiştir.
Davalı, davacıdan kira alacağı olduğunu, takibin iptal edilmesinden sonra davacı hakkında sulh hukuk mahkemesinde kira alacağı ve tahliye davası açtığını,takibin haksız olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, takibin ve haczin haksız olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre; ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 04/05/2011 tarih ve 2010/2001 Esas, 2011/796 Karar sayılı dosyasından davacı ... tarafından davalı ... aleyhine temerrüt nedeniyle tahliye ve 2 yıllık kira alacağı davası açıldığı, yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, 48.529,00 TL’nin faiziyle tahsiline, dava konusu taşınmaz tahliye edildiğinden tahliye konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, karar temyiz edilmekle Yargıtayca onanarak 11/05/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar icra takibi iptal edilmişse de icra hukuk mahkemesinin “takibe konu bonoların teminat bonosu olması ve alacağın tahsili gerekip gerekmediğinin yargılamayı gerektirmesi” nedeniyle takibin iptaline karar vermesi de nazara alındığında, davalının davacıdan alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Şu halde, icra takibi haklıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy