MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı Milli Eğitim Bakanlığı vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 01/12/2011 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21/02/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına temyiz istemi süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, yersiz ödenen ücretin geri ödenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne dair miktar itibarıyla kesin olarak karar verilmiş; Yargıtay Cmhuriyet Başsavcılığı'nın 13/11/1013 tarihli yazısı ile hükmün kanun yararına bozulması istenmiştir.
Davacı, davalıya raporlu olduğu günlerde aslında ödenmemesi gerekirken ödenen ek ders ücretinin geri ödenmesi istenmiştir.
Davalı, geri ödemenin kendisinden idari yoldan usulünce istenmediğini, 5018 sayılı kanun gereğince kamu zararının söz konusu olmadığını,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu esas alınarak, davalıya raporlu olduğu günlerde ek ders ücreti ödemesi yapılmaması gerekirken yapıldığı, bu miktarın geri ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 98.87 TL asıl alacak ile 8,26 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 107,13 TL'nin davalıdan alınmasına kesin olarak karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, davaya konu uyuşmazlığın mevzuatta öngörülmeyen bir ödemeden kaynaklanmadığını, aksine mevzuattaki bir ödemenin yapılmasında hataya düşüldüğünü, bu nedenle olaya 5018 sayılı kanunun uygulanmasının mümkün olmadığını, bu durumda, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 gün, 1968/8 Esas, 1973/14 sayılı kararı gereğince idari yargı usul ve esaslarına göre uyuşmazlığın çözümü gerektiğinden adli yargının görevsiz olduğu, yine aynı İBK'na göre idarenin, hatalı işlemiyle ödenen meblağın istirdadı için mahkeme kararına gerek olmaksızın geri alım kararı verebileceği, böyle bir davaya gerek olmadığı gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulması istenmiştir.
Davaya konu uyuşmazlık, davalıya raporlu olduğu günler için ek ders ücreti ödemesi yapılmasının doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosya içeriğinden böyle bir ödemenin yersiz olduğu ve iadesi gerektiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, idari yargı yerlerinde açılacak davalarda husumetin kimlere yöneltileceğini düzenleyen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2. maddesinden de idari yargı yerlerinde sadece ilgili idareye karşı dava açılabileceği, gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri hakkında idare mahkemelerinde dava açılamayacağı açıkça anlaşılmaktadır. Yine, dava açma hakkı anayasal bir hak olup
idareyi bu haktan mahrum eder şekilde sadece idari karar ile istirdat edebileceği şeklinde kısıtlamakta anayasal bir haktan mahrum bırakılması anlamına geleceğinden kabulü mümkün değildir. Zaten, dosya içeriğindeki yazışmalardan davalının görevli olduğu okul müdürlüğüne yazılan yazı ile fazla ödemelerin idari yoldan ...'dan kesinti yapılarak iadesi istenmiş ancak davalının buna muvafakat etmediği de anlaşılmaktatır. Şu halde, dava açılmasında ve yargılamanın adli yargı yerlerinde yapılmasında bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün kanun yararına temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kanun yararına bozma isteminin REDDİNE 09/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy