MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı-k.davalı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı-k.davacı ... vd aleyhine 09/01/2006 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat, davalılar vekili Avukat ... tarafından verilen 11/12/2006 tarihli dilekçe ile de manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, davalı ...'ın davasının reddine, davalı ...'ın davasının açılmamış sayılmasına dair verilen 13/06/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava ve birleşen dosyadaki davalar kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken, kusurları sonucu kişilere zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar görenlerin kamu görevlileri aleyhine açtıkları manevi tazminat davasıdır. Mahkemece, asıl davada davacı ...'ın isteminin kısmen kabulüne; birleşen dosyada davacılardan ...'ın isteminin reddine, ...'ın istemi yönünden de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, tüm taraflarca temyiz edilmiştir.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi, ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. ( TC Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler, emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Davaya konu edilen olayda; devlet hastanesinde başhekim olarak görevli davacı-birleşen dosya davalısı ... ile birleşen dosya davacılarından (asıl dosya davalısı) ilçe kaymakamı olarak görevli ... ve yine birleşen dosya davacılarından (asıl dosya davalısı) ilçe emniyet müdürü olarak görevli ... arasındaki, öğrencilerin zehirlenmesi nedeniyle devlet hastanesindeki tedaviler esnasında ve devamında yaşanan tartışmalar sırasında karşılıklı hakaretler ve kişilik haklarının ihlali iddiasıyla manevi tazminat istemlerinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Şu durumda, asıl dosyada davacı ...'ın ve birleşen dosyada davacı ...'ın davası yönünden, mahkemece kamu görevlisi olan davalılar hakkında, kusurlarına dayanılarak açılan davalar hakkında husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harcların istekleri halinde geri verilmesine 09/12/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.09/12/2013
Full & Egal Universal Law Academy