MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vdl vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vdl aleyhine 11/01/2011 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 04/09/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Davalılardan Dr. ... ile ilgili karara yönelik temyiz açısından;
Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, dava dışı yakınları ...'un tutuklu bulunduğu cezaevinde doktor olarak görevli olan davalı ... tarafından gerekli şekilde muayenesinin yapılmadığı, gerektiği ve talep edildiği halde hastaneye sevk edilmediği, daha sonra sevk edilip akciğer kanseri olduğu anlaşılsa da tedaviye rağmen vefat ettiği belirtilerek maddi ve manevi tazminat talep etmişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Davaya konu edilen olayda, davalı doktorun cezaevi revirinde görevliyken hastayla gereği gibi ilgilenmediği, ihmalinin bulunduğu iddia edildiğine göre Anayasanın 129/5. maddesi gereğince davalı kamu görevlisi hakkında adli yargı yerinde dava açılamayacağından kast ve kusur aranmaksızın bu davalı hakkında husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken; davanın esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Diğer davalılar ...Bakanlığı ve ... Bakanlığı ile ilgili karara yönelik temyiz açısından ;
Davalı ... Bakanlığı ve ...Bakanlığı kamu tüzel kişisi olup; kural olarak, işlem ve eylemleri kamusal nitelik taşır. Somut olayda, davalı bakanlığa bağlı çalışan doktorun görevini gerektiği şekilde yapmadığı iddia edilmiştir. Görevin gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdarenin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı; İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince İdare’ye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir. Görev sorunu, açıkça veya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden (re’sen) dikkate alınır. Mahkemece, davalılardan ... Bakanlığı ve ...Bakanlığı'na karşı açılan davada yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi yerine işin esasının çözümlenmesi usul ve yasaya mutlak aykırılık oluşturmaktır. Karar açıklanan nedenle yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bu yön gözetilerek, yukarıda belirtilen davalılar hakkında da yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle davalı ... hakkında verilen hüküm açısından; (2) nolu bentte gösterilen nedenle davalılar ... Bakanlığı ve ...Bakanlığı hakkında verilen hüküm açısından BOZULMASINA; bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/12/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle bozma kararının (1) nolu bendine katılmıyorum. 11/12/2013
Full & Egal Universal Law Academy