MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 30/10/2012 günlü ve 2011/11616-2012/15703 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine ve aynı kanunun 442/3. ve 4421 sayılı Kanunun 2. ve 4/b-1. maddeleri gereğince takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine 11/04/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, davalı ...'na ait taşınmazı sözleşme ile 30/11/1997 başlangıç tarihli yap-işlet-devret modeli biçiminde kullanmakta iken meydana gelen iş kazası sonucu ölenlerin yakınlarına ...'ca ödenen tazminatın, ...'nın açtığı rücu davası sonucu eldeki davanın davacısı ile davalısının müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verildiğini ve davacının tazminat tutarının tamanını ...'ya ödediğini belirterek, davalının payına düşen kısım için yaptığı icra takibine itirazın iptalini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verdiği karar, Dairemizce; davacının son taksit tutarını ödediği 18/03/2009 tarihinden itibaren icra takibinin başlatıldığı 04/06/2010 tarihine kadar 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Davacının karar düzeltme istemi çoğunluk tarafından reddedilmiştir.
Dosyadaki kanıtlara göre; davaya konu iş kazasının olduğu yer, davalı ... tarafından davacıya, "yap-işlet-devret" modeli ile park, çocuk bahçesi, botanik, yüzme havuzları yapmak üzere kiraya verilmiştir. Taraflar arasında sözleşme vardır. Şu durumda dava konusu olayda uygulanması gereken zamanaşımı süresi 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi gereğince 10 yıldır. Zira taraflar arasındaki sözleşme aynı kanunun 126. maddesinde belirtilen sözleşmelerden değildir. Davacının son taksit tutarını ödediği 18/03/2009 tarihinden itibaren 10 yıl geçmeden icra takibi başlatıldığına göre zamanaşımı süresi geçmemiştir.
Davacının karar düzeltme isteminin bu nedenle kabulü gerektiği görüşünde olduğumuzdan çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 11/04/2013
Full & Egal Universal Law Academy