MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Ortaklığı-Avukat .... aleyhine 27/08/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 20/09/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 05/11/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY YAZISI
Davacı, .... İcra Müdürlüğü'nün 2009/1528 takip sayılı dosyasının borçlusu olmamasına, kendisine yapılan tebligat üzerine vekili aracılığı ile 24/11/2009 havale tarihli dilekçe ile "isim benzerliği olduğunu, kendisinin takip borçlusu olmadığını kimlik numarası ile bildirmesine" rağmen, davalı alacaklı vekili davacının şirketinden tebligat araştırması yaptığı gibi, ayrıca borçlu olmayan davacıya ihtarname göndererek icra dosyasına olan borcun "3 gün içinde ödenmesi, aksi halde ofisleri ile irtibata geçilmemesi halinde kendilerine sorumluluk düşmeyeceğini" tebliğ etmiştir.
İlk ödeme tebligatının yanlışlık sonucu olduğu kabul edilse dahi, davacının "yanlışlık var, ben borçlu değilim" şeklindeki dilekçesi icra takip dosyasına konulmasına rağmen davalı alacaklı vekilinin ısrarla davacının şirketinden araştırma yaptırması yanında davacıya borçlu olduğu ileri sürülerek ihtarname gönderilmesi eylemi hukuka aykırı olup, davalı alacaklı vekili kusurludur. Davalı alacaklı vekilinin bu kusurlu ve hukuka aykırı eylemleri nedeniyle davacı vekili tutmak suretiyle icra dairelerinde yazışma yapmak zorunda kaldığı gibi, borçlu olarak şirketinde adres araştırması yapılması da şirketinde çalışanlar nezdinde davacıyı şaibe altında bırakacağından, davacının bu suretle kişilik haklarına saldırı gerçekleşmiştir.
Uygun bir manevi tazminata karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile davanın reddine ilişkin kararı onayan sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum. 05/11/2013
Full & Egal Universal Law Academy