MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar .....A.Ş. vd. aleyhine 01/.../2010 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat talebi nedeniyle Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen .../07/2012 günlü kararın davacı tarafından temyizi üzerine, Mahkemece; süresinde yapılmayan temyiz talebinin reddine ilişkin 27/.../2012 günlü ek kararının Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle Dairemizin daha önceden belirlenen 03/.../2013 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacı vekili Avukat ... ve karşı taraftan davalılar vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Hükmü temyiz eden davacı tarafa kararın tebliğ edildiği tarih ile temyiz dilekçesinin mahkemeye verildiği tarih arasında yasada öngörülen temyiz süresi geçmiştir. Mahkemece bu yön belirlenmek suretiyle verilen temyiz isteminin reddine ilişkin 27/.../2012 günlü kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile temyiz isteminin reddine ilişkin hükmün onanması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddi ile 27/.../2012 günlü hükmün ONANMASINA ve davalılar yararına takdir olunan 990,00 TL duruşma avukatlık ücreti ile aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan harcın bundan mahsubuna 03/.../2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Dava, basın yoluyla kişilik hakkının ihlali nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir. Yerel mahkemece dava esastan reddedilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Ancak mahkemece davacının temyizi, süresinde olmadığından bahisle reddedilmiştir. Temyiz incelemesine konu karar, öncelikle temyiz talebinin reddine ilişkin karardır.
Dava dilekçesinin başlığında vekil olarak ‘Av. .....ve Av. ...’ adres olarak ta ‘....., No: ..., ..../...’ yazılıdır. Dava dilekçesi her iki avukat tarafından imzalanmış; ekli vekaletnamede her iki avukat vekil tayin edilmiştir. Fakat vekaletnamede her iki avukatın adresi yukarıdaki adresten farklıdır.
Avukatlardan ... 03/02/2013 havale tarihli yetki belgesiyle Av. ...'ı yetkilendirmiştir. Belgede yetki verilen avukatın adresi de ‘..... No: ..., ....../...’ olarak gösterilmiştir. Adı geçen avukatın vekaletnamesi olmadığından dosyadaki evrakta başka adres bilgisi de yoktur.
Duruşmalar Av. ... ve Av. ... tarafından takip edilmiştir. Davacı vekilleri, yargılama safhasında verdikleri çeşitli dilekçelerde adres olarak, belirtilen aynı adresi yazmışlardır.
Gerekçeli karar başlığında vekil olarak Av. ..., adres olarak ta ‘......Mahallesi, ......, ......a, No: ..., Kat: ..., ...../...’ yazılmış ve karar da bu adrese tebliğ edilmiştir. Belirtilen adres davacılar tarafından verilen dilekçelerde yazılmamıştır. UYAP ta sistemde kayıtlı adresin başlığa yazıldığı ve tebligatın da buna göre çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim yerel mahkeme, avukatın baroda ve UYAP ta kayıtlı adresine usulünce tebligat yapıldığı gerekçesiyle temyiz talebini süreden reddetmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu ... e göre, “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır…”
Ancak hadisenin sağlıklı olarak çözülebilmesi için .... maddenin de nazara alınması gerekir: “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”
Görüldüğü gibi, UYAP veya MERNİS veri tabanındaki kayıtlı adres, doğrudan tebligat için esas alınacak adres değildir. İlgililer isterse başka bir adresi yazışma adresi olarak belirleyebilir. Hatta yargılama devam ederken dilekçeyle adresin değiştirilmesi de mümkündür. Bu durumda bundan sonraki tebligatların yeni adrese yapılması gerekmektedir. İşte bildirilen ve dolayısıyla bilinen son adrese yapılan tebligatın muameleten dönmesi halinde MERNİS adresi devreye girecektir. Kanun koyucu, dosya için ilgililere tebligat adresi belirleme seçeneği sunmuştur ki gerekçesi izahtan varestedir. Konuyu avukatlar için ele aldığımızda maksat daha bariz anlaşılacaktır. Bilindiği üzere ülke çapında faaliyet gösteren şirketler, kurumlar, şahıslar kendilerini onlarca, hatta bazen yüzlerce avukatla temsil ettirmekte ve çoğu kez bunların hepsi tek vekaletnamede geçmektedir. Tebligat Kanunu’nun .... maddesi tek başına ve şekli olarak yorumlanırsa, örneğin........’ki bir dava için ilgilinin Hakkari’deki avukatına yapılan tebligatı geçerli saymak gerekir. Bu da kanunun amacına ve hakkaniyete açıkça aykırıdır. Bu yüzdendir ki, tarafın dosyaya bildirdiği adresi
esas almak, buraya çıkartılan tebligatın muameleten dönmesi halinde MERNİS adresine tebligat çıkarmak, yine muameleten dönmesi halinde MERNİS adresine 35. maddeye göre çıkarmak gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakarsak; davacı konumu ve mahkemelerdeki iş yükü gereği kendisini pek çok avukatla temsil ettirmektedir. Tebligat davacı veya avukatlarının dosyaya bildirdikleri adrese değil, avukatlarından birinin sistemde kayıtlı adresine yapılmıştır. Bu da yukarıda açıklanan nedenlerle geçersizdir. Bu yüzden temyiz talebinin süreden reddine ilişkin yerel mahkeme kararının doğru olmadığı kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 03/.../2013
Full & Egal Universal Law Academy