MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... .... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 02/03/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/03/2012 günlü kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekilleri tarafından istenilmekle miktar itibariyle duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davalı ... tazminat davası sona ermeden önce ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ile müebbet hapis cezasına mahkum olmakla yasal kısıtlılık altına girmiştir. Borçlar Kanununun 35 ve 397. maddeleri hükümlerine göre aksi sözleşmeden veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça vekalet gerek vekilin gerekse müvekkilin ehliyetinin ortadan kalkması ile son bulur. Böylece Avukat ... ve Avukat....'ün ceza kararının kesinleşmesinden itibaren davalı yasal kısıtlıyı temsil yetkisi kalmamıştır. Bu nedenle davalı yasal kısıtlıya Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesi uyarınca bir vasi tayin edilip edilmediği ve aynı kanunun 462. maddesi gereğince vasinin dava açmaya izinli kılınıp kılınmadığı araştırılmalıdır. Şayet bu işlemler yapılmamışsa öncelikle bunlar tamamlattırılmalı ve sonra kararı temyiz eden avukatların vasiden alacağı vekaletnameyi ibraz etmesi istenilmelidir. Vekaletname verilmezse, mahkeme ilamı vasiye “kanuni süre içinde vasinin mahkeme hükmünü ayrıca temyiz edebileceği, bu süre içinde temyiz hakkını kullanmadığı takdirde yetkisiz vekiller tarafından yapılmış olan temyize icazet (muvafakat) vermiş sayılacağı; temyize icazet (muvafakat) vermiyorsa bunu açıkça bildirmesi gerektiği” şerhini ihtiva eden bir tebligatla tebliğ olunmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
SONUÇ : Dosyanın gösterilen nedenle GERİ ÇEVRİLMESİNE 07/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy