MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 28/07/2011 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; pasif husumet yokluğundan davanın reddine dair kararın davacı ... tarafından temyiz talebinin miktardan reddine dair verilen 05/03/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın pasif husumet yokluğundan reddine kesin olarak karar verilmiş, bu karar davacı vekili taraflarından süresinde temyiz edilmiş mahkemece kesin olarak karar verildiğinden bahisle davacının temyiz istemi 05/03/2013 günlü ek kararla reddedilmiş, bu ret kararı davacı vekiline tebliğ edilmiş, davacı vekili de temyiz etmiş olmakla dosya incelendi.
Mahkemece, 05/03/2013 tarihli ek karar ile miktar itibariyle kesin olarak karar verildiği gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında, davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuştur. Bu durumda davacı yönünden karar temyizi kabildir. Bu nedenle mahkemenin, davacının temyiz isteminin reddine ilişkin 05/03/2013 tarih, 2011/898 Esas, 2012/217 sayılı Kararı yerinde olmadığından, bu kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü;
Dava, davalı idare doktorunun kusuru ile hatalı reçete yazmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine yöneliktir.
Davacının anlatımından ve dosya içeriğinden, davalı idarenin hizmet kusuruna dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası olarak açılması gerekir. Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir.
Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalı yönünden yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçe ile davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA 16/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy