MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... .... tarafından, davalı ... aleyhine .../02/2012 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen .../.../2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının 02/01/2009-.../06/2009 tarihleri arasında müvekkilinin temsilcisi olduğu dava dışı ....... Şti. bünyesinde çalıştığını, işine gerekli özeni göstermemesi nedeniyle sözleşmenin fesh edildiğini, bu sebeple müvekkiline husumet besleyen davalının, müvekkilinin temsilcisi olduğu şirketin temizlik işini aldığı ... Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine vermiş olduğu 05/03/2010 tarihli dilekçesinde kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu belirterek, manevi tazminat istemiştir.
Davalı, görevini layıkıyla yerine getirdikten sonra kendi iradesiyle istifa ettiğini ve dava dilekçesinde kendisinin gerçekleştirdiği ileri sürülen olayların çarpıtılarak aktarıldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Yerel Mahkemece, davalının işten ayrılmasını müteakip kin ve garezle davacıya zarar verme düşüncesiyle ve özellikle ihbar ve şikayet sınırlarını aşan tarz ve üslupla davacının kişilik haklarına saldırıda bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği” başlığını taşıyan .... maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, .... maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK.nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Davaya konu şikayet dilekçesinde "... Bu kurum ...'nun kalesi haline gelmiş, çatır çatır paraları yenmekte, ... firmaları dilekçe verip davetiye istemesine rağmen bu firmalar yok sayılarak gel Kürşat'çım al şu işi diyerek peşkeş çekilmektedir, Devletimizin paraları çarçur edilmekte, lütfen bu kan emicilere bir dur denmesi ...” şeklinde ifadeler yer almaktadır. Dosya içeriğinden, davacının 2007 yılında kurulan ........ve Sanayi Limited Şirketi'nin yetkilisi olduğu, şirket yetkilisi olarak katıldığı kamu kurum ve kuruluşlarında katıldığı bir kısım ihalelere fesat karıştırma suçunu işlediği iddiası ile ilgili yapılan soruşturma sırasında ... .... Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2009/149 Sorgu sayılı kararı ile 25/03/2009 tarihinde tutuklanmasına karar verildiği ve ... .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/206 Esas sayılı dosyasında suç işlemek için örgüt kurmak ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından yargılandığı anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda davalının davacı hakkındaki şikayetinde az da olsa emare vardır. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalının tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/.../2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy