MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar ... vdl. vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vdl. aleyhine 15/04/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalılardan ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne dair verilen 13/11/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ile davalılardan ...ve ... vekili tarafından istenilmekle dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davalılardan ... tazminat davası sona ermeden önce ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ile 14 yıl 2 ay hapis cezasına mahkum olmakla yasal kısıtlılık altına girmiştir. Borçlar Kanunu'nun 35 ve 397. maddeleri hükümlerine göre aksi sözleşmeden veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça vekalet gerek vekilin gerekse müvekkilin ehliyetinin ortadan kalkması ile son bulur. Böylece Avukat ...'ın ceza kararının kesinleşmesinden itibaren davalı yasal kısıtlıyı temsil yetkisi kalmamıştır. Bu nedenle davalı yasal kısıtlıya Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesi uyarınca bir vasi tayin edilip edilmediği ve aynı kanunun 462. maddesi gereğince vasinin dava açmaya izinli kılınıp kılınmadığı araştırılmalıdır. Şayet bu işlemler yapılmamışsa öncelikle bunlar tamamlattırılmalı ve sonra kararı temyiz eden avukatların vasiden alacağı vekaletnameyi ibraz etmesi istenilmelidir. Vekaletname verilmezse, mahkeme ilamı vasiye “kanuni süre içinde vasinin mahkeme hükmünü ayrıca temyiz edebileceği, bu süre içinde temyiz hakkını kullanmadığı takdirde yetkisiz vekiller tarafından yapılmış olan temyize icazet (muvafakat) vermiş sayılacağı; temyize icazet (muvafakat) vermiyorsa bunu açıkça bildirmesi gerektiği” şerhini ihtiva eden bir tebligatla tebliğ olunmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
SONUÇ: Dosyanın gösterilen nedenle GERİ ÇEVRİLMESİNE 13/03/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy