MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat... tarafından, davalı ... vd aleyhine 21/09/2005 gününde verilen dilekçe ile rücuan tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece verilen kararın dairece bozulması üzerine bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/06/2011 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı ..., duruşmasız olarak incelenmesi de davacı ve diğer davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 05/11/2013 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı asil ... ile karşı taraftan davacı hazine vekili Avukat .... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre
davacının tüm, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava rücuan tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece verilen kararın dairece bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak dava kısmen kabul edilmiş, kararı taraflar temyiz etmişlerdir.
A-Davacı Hazine, askerlik görevini yaparken intihar eden erin yakınına Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararı gereği ödediği bedelin davalılardan tahsilini istemiştir.
Yerel mahkeme bilirkişi incelemesi yapmış, olayın meydana gelmesinde davacı idarenin çalışanlarının eğitimi ile denetimini yeterince sağlayamadığı gerekçesiyle %10 oranında kusurlu olduğunu belirleyerek indirim yapmış ve davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna hükmetmiştir.
İntihar edenin, intihar ettiği gün ve öncesinde bir çok kez davalı komutanlarınca azarlandığı ve müessir fiile maruz kaldığı, davalıların astları olan eri usulüne uygun bir biçimde eğitim ve koruma görevini yerine getirmeyerek kusurlu oldukları sabittir. Davacı idarede birlikteki hizmetin iyi işlememesi, kamu ajanlarını yeterince eğitmemesi ve denetlememesi nedeniyle kusurludur. Yerel mahkemece idareye verilen %10 oranında kusur somut olayın gelişim biçimi ve sorumluluk ilkelerine göre azdır. Şu durumda yerel mahkemece davacı tarafın müterafik (bölüşük) kusurunun daha üst düzeyde tayini için kararın bozulması gerekmiştir.
B-Davalıların intihar edene ayrı ayrı eylemlerde bulundukları bu eylemler nedeniyle ayrı ayrı cezalandırıldıkları anlaşılmaktadır. Eldeki davanın rücu davası olması nedeniyle davalıların kusur oranlarının da ayrı ayrı belirlenmesi gerekir. Rücu davalarında teselsül olmayacağı kuralı gözardı edilerek davalıların kusur oranlarına karşılık gelen tazminatla sorumlulukları yerine müteselsilen sorumlulukları yoluna gidilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda 2 (A-B) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalılar yararlarına BOZULMASINA, davacının tüm davalıların diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy