MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ......... tarafından, davalı ...Ş vd aleyhine 05/.../2009 ve 09/06/2010 gününde verilen dilekçeler ile trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/04/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalılar ... ve ...... Başkanlığı vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
...-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının ve davalı ... Belediye Başkanlığı'nın temyiz itirazları reddedilmelidir.
...-Davalı ...'ın temyizine gelince; dava, trafik kazası nedeni ile ölümden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı sürücünün kusuru ile neden olduğu trafik kazasında desteklerinin ölümünden dolayı uğradıkları maddi ve manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuşlardır.
Davalı ..., diğer davalının şoförü olduğunu, kusur ve sorumluluğu bulunmadığını iddia ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporları uyarınca davacı yararına destek tazminatı ile birlikte manevi tazminat ödetilmesine karar verilmiştir.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy.K...., HGK 2011/...-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Somut olaya gelince, davalı ..., ....... Başkanlığı'nın şoförü olup 657 sayılı Yasa hükümlerine tabi kamu görevlisidir. Davacının desteğinin davalının kullandığı belediye otobüsünün çarpması sonucu yaşamını yitirdiği iddia edildiğine göre, Anayasa'nın 129/.... maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın .../.... maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabileceğine ilişkin yasal düzenleme uyarınca husumet nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece açıklanan yasal düzenleme gözetilerek, davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddedilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (...) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı ... yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı ...'ın diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davacının ve davalı ... Belediye Başkanlığı'nın temyiz itirazlarının (...) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davalı ...'dan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine .../.../2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Anayasa’nın 129/.... maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın .../.... maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle kararın (...) nolu bendine katılmıyorum. .../.../2013
Full & Egal Universal Law Academy