MAHKEMESİ: Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 11/03/2014
NUMARASI: 2012/333-2014/113
Davacı P.. M.. vekili Avukat A. Ç. tarafından, davalı M.. Ö.. aleyhine 07/06/2012 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 11/03/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kurum zararının ödetilmesi amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı hakkında açılan ceza davasına şahsi hak talep ederek müdahale etmiş, temyiz aşamasında zamanaşımı süresi dolduğundan ceza davasının düşürülmesine, davacının şahsi hak istemi hususunda hukuk mahkemelerinde dava açmakta muhtariyetine karar verilmiş, ancak bu karar taraflara tebliğ edilmemiştir.
Mahkemece, ceza dosyasındaki düşme kararıyla takip tarihi arasında bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesi gereğince haksız eylem nedeniyle uğranılan zararların ödetilmesi amacıyla açılacak davalar, 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine bağlıdır.
Eylemin ceza hukuku açısından zamanaşımına uğramış olması, şahsi hakka etkili değildir. Davacı, ceza davasına şahsi hak talep ederek katıldığına göre, davacının, ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinden başlayarak bir yıl içinde hukuk mahkemesinde dava açması ya da takip başlatması gerekir. Ancak, zamanaşımı süresinin başlangıcına herhangi bir olayın esas alınması için, bunun o tarafça bilinmesi zorunludur. Kişinin öğrenmesi olanağı bulunmayan bir işlemin sonucundan sorumlu tutulması düşünülemez. Aksi halde topluma güvensizlik egemen olur, hukuk düzeni ise bunu kabul edemez.
Bu bakımdan somut olayda, zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi olarak, ceza davasında düşme kararı verildiğinin davacı tarafından öğrenildiği tarih esas alınmalıdır. Düşme kararının davacı tarafından daha önce öğrenildiği de ispat edilmemiştir. Diğer yandan, olay tarihinden itibaren 10 yıllık süre de geçmemiştir.
Şu halde, davacının ceza dosyasında verilen düşme kararını öğrendiğini beyan ettiği tarih ile takip tarihi arasında bir yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından, işin esası incelenerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01/12/2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz. 01/12/2014
Full & Egal Universal Law Academy