MAHKEMESİ : Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21/03/2013
NUMARASI : 2008/57-2013/222
Davacılar B.. Ö.. tarafından, davalılar B.. B.. vdl aleyhine 08/02/2008 ve 06/10/2008 gününde verilen dilekçeler ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/03/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan İ.-K. İnşaat Taah. Müh. Teks. Amb. ve Tic. Ltd. Şti.-D. İnş. Taah. ve Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-) a-) Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız eyleme dayalı taşınmaza verilen zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılardan İ.-K.İnş. Taah. Müh. Teks. Amb. Tic. Ltd. Şti-D. İnş. Taah. ve Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından asıl davada davalı olarak gösterilmeyip hakkında usulüne uygun dava açılmayan ve yargılama sırasında dava ihbar olunan sıfatı bulunan iş ortaklığı hakkında hüküm kurulduğu ve aleyhine tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır. HMK'nun 64. maddesi yollamasıyla 69. (HUMK 49) maddesi uyarınca kendisine dava ihbar edilen kişi davada taraf sıfatını kazanmaz. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.12.2005 2005/17-736 Esas, 2005/722 Kararı) Asıl davada temyiz eden iş ortaklığı ihbar edilen sıfatıyla davada yer almıştır. İhbar olunan, davanın tarafı sıfatını kazanmayacağından hakkında hüküm kurulması da mümkün değildir. Mahkemece, asıl davada ihbar olunanın sorumlu tutulması doğru bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
b-) Birleşen dava yönünden ise, mahkemece karar gerekçesinde davacıların hissedarı olduğu taşınmazdan imar yolu için ayrılan kısım hakkında belediyenin sorumlu olduğu ve kamulaştırmasız el atmaya dayalı dava açılması gerektiği, ancak böyle bir davanın bulunmadığı ve 1.505 m2 bu alan için davanın reddi gerektiği belirtilmiştir. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda imar yolu olarak ayrılan alan için de bitkisel ve ham toprak olmak üzere zarar hesabının yapıldığı ve toplam zarar miktarına dahil edildiği anlaşılmaktadır.
Şu durumda, imar yolu olarak ayrılan kısım için hesaplanan miktar düşülerek zarar kapsamı belirlenmesi gerekirken bu husus gözetilmeyerek davalı aleyhine daha fazla miktarda tazminata hükmedilmiş olması da kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda (2/a-b) sayılı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/12/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy