MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı-birleşen dosya davalısı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı-birleşen dosya davacıları ... vd aleyhine 09/12/2010 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeni ile manevi tazminat istenmesi, davalı-birleşen dosya davacıları ... vd vekili Avukat ... tarafından davacı-birleşen dosya davalısı ... aleyhine 04/10/2013 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeni ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; davaların reddine dair verilen 25/02/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı-birleşen dosya davalısı ve davalı-birleşen dosya davacıları vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Asıl dava ve birleşen dava haksız şikayetten kaynaklanan manevi tazminat istemine ilşkindir. Yerel mahkemece, asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Asıl dosya da davacı ...'nun, davalılar ... ve ... aleyhine açtığı dava yönünden;
Davaya konu edilen olayda, davacı ..., davalıların kendisini değişik tarihlerde olmak üzere, intihal yaptığı gerekçesi ile haksız olarak şikayet ettiklerini ve bu şekilde kendisine mobbing uygulandığını, görevli olduğu üniversiteden davalıların tutumları nedeni ile ayrılmak zorunda kaldığını belirterek davalılardan uğramış olduğu manevi zararın tazminini talep etmiştir.
Anayasanın 129/5 maddesi, 657 sayılı Devlet Memurları Yasa'sının 13/1 maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeni ile oluşan zararlardan doğan tazminat davaları kendilerine rücu edilmek kaydı ile ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. Kamu görevlisi aleyhine adli yargı yerinde dava açılamayacağına göre kamu görevlisi hakkında adli yargıda açılan tazminat davasında kast ve kusur aranmaksızın husumet nedeni ile davanın reddine karar vermek gerekir. Mahkemece husumetten red kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
2-Birleşen dosya davacıları ... ve ...'ın temyizi yönünden ise;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlerle, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) nolu bentde açıklanan nedenlerle asıl dava yönünden BOZULMASINA, (2) nolu bentde açıklanan nedenlerle birleşen dosya yönünden ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının davalı-birleşen dosya davacılarına yükletilmesine, peşin alının harcın bundan mahsubuna, davacı-birleşen dosya davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01/12/2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle kararın (1) nolu bendine katılmıyorum. 01/12/2014