MAHKEMESİ : Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/06/2014
NUMARASI : 2014/16-2014/250
Davacı A.. C.. vekili Avukat H.Ö. tarafından, davalı R.. C.. aleyhine 16/01/2014 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 19/06/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kişilik haklarının ihlali nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dışı eşi ile davalının evlilik dışı birlikteliği olduğunu, bu ilişkiden davalının çocuk dünyaya getirdiğini, davalı ile davacının eşinin karı-koca hayatı yaşamaları, bu eylemin uzun süre devam etmesi nedeniyle davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, ayrıca davalının boşanma davası sürecinde de telefonla hakaret ettiğini ve kendisini aşağılamaya çalıştığını bildirerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Mahkemece, davacının boşanma davasında vermiş olduğu dilekçede eşinin davalı ile birlikte olduğunu 2011 yılı Ağustos ayında öğrendiğini bildirdiği, bu tarihten itibaren bir yıl içinde eldeki davayı açmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacı davalının eyleminin devam ettiğini iddia etmektedir. Boşanma davasının kesinleşmesine kadar davacı ve dava dışı eşi birbirine sadakat yükümlülüğü devam ettiği gibi davalının dava dışı eş ile birlikteliğinin boşanma davası süresince de devam ettiği anlaşıldığına göre zamanaşımından söz edilemeyeceğinden uyuşmazlığın esası incelenip sonucuna göre karar verilmelidir.
Ayrıca davacı, davalının hakaret nitelikli eylemleri nedeniyle de tazminat istemiştir. Suç teşkil eden bu eylem bakımından da dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmamış olduğundan mahkemenin bu yönü de gözetmeden verdiği karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01/12/2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, evli olduğunu bildiği halde onunla duygusal ve cinsel ilişkiye girmek suretiyle kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat davasıdır.
Eşler evlenmekle birbirlerine karşı cinsel anlamda sadakat yükümlülüğü altına girerler. (MK.185/III) Bu yükümlülüğün ihlali halinde diğer eş TMK 161 maddesine dayalı olarak zina nedenine dayalı boşanma davası açar ve bu davada MK 174/2 maddesinde düzenlenen manevi tazminat isteminde bulunabilir. Böyle bir boşanma davası açarak eşinden tazminat alan kişinin manevi zararı karşılanmış demektir. Boşanma davası açmayan eş, sadakat yükümlülüğüne uymayan eşi affetmiş demektir. Affeden eş manevi tazminat isteminde bulunamaz. Diğer yandan boşanma davası açmakla birlikte hangi sebeple olursa olsun eşinden bu nedenle manevi tazminat istemeyen eşin durumuda aynıdır.
Davalı eş ile ilişkide olan 3. kişinin durumuna gelince; boşanma davasıyla eşinden manevi tazminat alan davacı manevi tazminatın "tekliği ve bölünmezliği" ilkesi gereğince 3. kişiden tazminat isteyemeyeceği gibi bu tazminatı "sadakat" yükümlülüğü olan eşinden istemeyen, istemeyi ihmal eden davacı elbetteki 3. kişiye yönelemez. Diğer yandan MK 2 maddesi gereğince "herkes haklarını kullanırken iyiniyet kaidelerine uymak zorundadır." Davacının eşinden manevi tazminat almışken ya da sadakat yükümlülüğü olan eşi yerine 3. kişiye yönelmesini hukuk düzeni koruyamaz. 3. kişinin bu eylemden dolayı davalı eş ile müteselsil sorumluluğu da kabul edilemez. Zira; sadakat yükümlülüğü sadece eşe aittir.
Belirtilen nedenler itibariyle çoğunluk görüşüne katılmam olanaksızdır. 01/12/2014
Full & Egal Universal Law Academy