(5271 S. K. m. 7, 141)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.7.2013 gününde verilen dilekçeyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.11.2013 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacının davalılardan H. U.ya yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının davalılardan İçişleri Bakanlığına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava, el konulan aracın kaza yapması sebebiyle araç hasarı ve tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılardan H. U. yönünden pasif husumet sebebiyle reddine, davalı bakanlık yönünden ise yargı yolu bakımından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından davacının; 65 ... 604 plaka sayılı aracının Gevaş ilçesinde kaçak şeker taşıdığı iddiasıyla ilçe jandarma komutanlığı tarafından el konulduğunu, el konulan şekerler gümrük deposuna boşaltıldıktan sonra jandarma tarafından şoför beklenmeden düz kontak yapılmak suretiyle şoförlüğü bulunmayan jandarma karakolunda görevli bir korucuyla hareket ettirdiklerini, aracı çok tehlikeli bir yerde durdurmaları sonrası trafik kazası meydana geldiğini, kaza sebebiyle ölenlerin mirasçılarına aracı sigortalayan Anadolu Sigorta A.Ş.'nin tazminat ödeyerek kendisinden rücuan tazminat talebinde bulunduğunu ve aracının da kaza sebebiyle hasara uğradığını belirterek maddi zararının tazminini istediği anlaşılmaktadır.
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 7. bölümünde "koruma tedbirleri sebebiyle tazminat" konusu düzenlenmiştir. C.M.K.nun 141/j maddesinde "... Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine koşulları oluşmadığı halde el konulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen..." kimsenin maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceği öngörülmüştür. Aynı Kanunun 142/2. maddesinde "... istem zarara uğrayanın oturduğu yer Ağır Ceza Mahkemesinde ve eğer o yer Ağır Ceza Mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka Ağır Ceza Dairesi yoksa en yakın Ağır Ceza Mahkemesinde karara bağlanır." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Ancak, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6. maddesinde, Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ila 144. maddeleri hükümlerinin 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanacağı belirtilmiştir.
Davaya konu olayda, 10.9.2008 tarihinde el koyma işlemi yapılmıştır. Davacı, el konulan aracının davalı bakanlık görevlilerinin kullanımı sırasında trafik kazası yapması sebebiyle zarara uğradığını belirterek tazminat isteminde bulunmuştur. Şu halde, davanın Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesi gerekir. Görev kamu düzenine dair olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Mahkemece bu yönün gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda (2) sayılı bentte açıklanan sebeplerle davalılardan İçişleri Bakanlığı yönünden BOZULMASINA, davacının davalılardan H. U.'a yönelik temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen sebeplerle reddine ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 28.01.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy