MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/05/2014
NUMARASI : 2013/139-2014/194
Davacı İ.. M.. vekili Avukat İsmail tarafından, davalı N.. U.. aleyhine 29/01/2013 gününde verilen dilekçe ile menfi tespit istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 20/05/2014 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 13/10/2015 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat Yunus ile karşı taraftan davacı kurum vekili Avukat Türkay geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan davacının temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1- Davalı vekiline gerekçeli karar 07/08/2014 tarihinde, davacı tarafın temyiz dilekçesi ise 03/09/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı vekili HUMK’nun 432/1. maddesinde yazılı onbeş günlük ve 427/4 ve 433/2. maddelerinde belirlenen on günlük süreleri geçirdikten sonra temyiz ettiğine göre temyiz istemi reddedilmelidir.
2- Davacının temyizine gelince;
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının, dava dışı S. Ulaş. Turz. Petrol Ürün. Ürün Gıda Nakl. İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş.'ye karşı kıdem, ihbar ve diğer iş alacakları için Sultanbeyli 1. İcra Müdürlüğünün 2009/6597 esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, müvekkilinden bu şirketin hak ve alacaklarının haczi istendiğini, müvekkili nezdinde takip borçlusu S. Ulaş. Turz. Petrol Ürün. Ürün Gıda Nakl. İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. adına tahakkuk etmiş hiç bir hak ve alacağının bulunmadığını beyan ederek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, davalı taraf aleyhine % 40 dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, İİK'nun 89. maddesi uyarınca gönderilen 1., 2. ve 3. haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun olarak davacıya tebliğ edildiğini ve davacının yasanın amir hükümlerine göre borçlu hale geldiğini belirterek davanın reddine, davacı taraf aleyhine %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; 3. Kişi 2. Haciz ihbarnamesine 7 gün içinde itiraz ederse 1. Haciz ihbarnamesine itirazdaki sonuçlar doğar. 2. Haciz ihbarnamesine itiraz eden 3. Kişiye 3. Haciz ihbarnamesi gönderilemez. Bu durumdaki 3. Kişi haciz ihbarnamesi ile kendisinden istenen parayı ödemekten kurtulur. Bu durumda, 3. Kişinin verdiği cevabın doğru olmadığını yani 3. Kişide borçlusunun alacağı bulunduğu düşünen alacaklı ya icra mahkemesinde ya da genel mahkemede dava açabilir. Bu itibarla davacı 3. Kişi İ.. M..nün menfi tespit davası açmasında hukuki yararı yoktur gerekçesi ile davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
İcra İflas Kanununun 89/3 maddesine göre; Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur.
Somut olayda, davacı kendisine tebliğ olunan 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamelerine karşı süresi içinde "İdarece Özel Halk Otobüslerinin akbilden de kaynaklanan alacaklarının ÖHO yönergesi gereği temsil edildikleri şirketler aracılığı ile ödenmekte olduğu, beher halk otobüsü taşımacısına doğrudan ödeme yapılmadığı" belirtilmek suretiyle taşımacıyı temsile yetkili şirketin adresi de gösterilmek suretiyle cevap verilmiş ise de, bu cevapların icra müdürlüğünce haciz ihbarnemesine itiraz olarak kabul edilmediği anlaşılmaktadır. Zira bu cevaplar itiraz olarak kabul edilmiş olsa idi alacaklının 89/3 haciz ihbarnamesi çıkarılması talebinin reddine karar verilmesi gerekirdi.
Şu durumda mahkeme kararının gerekçesinde belirtilen şekilde İİK.'nun 89/4 maddesinin olayda uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
Davacı 89/3 haciz ihbarnamesi gönderildikten sonra İ.T.M.'nde şikayet yoluna başvurarak 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamelerine karşı verdiği cevapta borca itiraz ettiğini bu nedenle kendisine 3. haciz ihbarnamesi gönderilmesinin hatalı oluduğunu belirterek iptalini isteyebilirdi. Ancak somut olayda bu yola başvurulmadığı ve 3. haciz ihbarnamesinin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Şu durumda davacının eldeki menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı vardır. İİK'nun 89. maddesinde düzenlenen 15 günlük süre, hak düşürücü süre olup, taraflarca ileri sürülmemiş olsa dahi, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilir. Dosya kapsamından davacıya 89/3 haciz ihbarnamesinin 14/09/2010 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın ise 29/01/2013 tarihinde açıldığı gözetildiğinde 15 günlük hak düşürücü sürenin geçtiği görülmektedir.
Şu durumda, yerel mahkemece yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve açıklamalar gözetilerek, davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken, hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi doğru değilse de, mahkeme kararı sonuç olarak doğrudur. Yine mahkemenin vekalet ücreti ve icra inkar tazminatı yönünden değerlendirmeleri de yerinde olmuştur. O nedenle 6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı HMK'ya eklenen geçici 3. madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı HUMK'nun 438/9 maddesi uyarınca gerekçe değiştirilerek karar onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilmesine, bu açıdan davacının temyiz itirazlarının reddedilerek kararın düzeltilmiş bu gerekçe ile ONANMASINA, davalının temyiz dilekçesinin (1) no'lu bente gösterilen nedenlerle reddine ve davacı kurum yararına takdir olunan 1.100,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine, taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 13/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy