....
Davacı Hazineye izafeten .....Müdürlüğü vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 27/05/2003 gününde verilen dilekçe ile 2330 sayılı Yasadan kaynaklanan rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/03/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, 2330 sayılı Kanundan kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının haksız eylemi nedeniyle ölen erin mirasçılarına Nakdi Tazminat Komisyonu kararı ile ödenen miktarın rücuan davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafından ödenen tazminatın davalının ceza mahkemesinde tespit edilen 2/8 oranındaki kusuruna isabet eden kısmın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Rücuen tazminat davalarında davacının zararının ödeme gününde oluştuğu benimsenerek, kabul edilen tazminata davacının talebi de gözetilerek ödeme gününden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekir. Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin hüküm altına alınan tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
a)Dava konusu tazminat miktarının belirlendiği.....Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonu'nun 12/06/2002 tarihli kararında, karar tarihindeki verilere göre 2330 sayılı Yasanın 3. maddesi uyarınca hesaplanarak ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Oysa, zarar haksız eylemin meydana geldiği 07/09/2001 tarihinde gerçekleşmiştir. Davalının sorumluluğu da bu tarihte başladığından, nakdi tazminatın haksız eylem tarihindeki veriler esas alınarak belirlenmesi gerekir.
Şu halde, bilirkişi raporu alınarak rücu edilmesi gereken miktarın belirlenmesi gerekirken, olay tarihinden bir süre sonra alınmış ve karar tarihindeki verileri esas alan komisyon kararına istinaden ödenen tazminatın rücuen tahsiline karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-/-
-2-
2014/17437 - 2015/14370
b)Rücuun amacı, birlikte sorumlular arasında hakkaniyete göre denge kurmaktır. BK’nun 50. (TBK 61.) maddesi, hakimin takdirini temel almıştır. Anılan madde buyruğuna göre, ilgililerin birbirlerine karşı rücu hakları olup olmadığını ve varsa kapsamını hakim takdir edecektir. Bu madde, her ne kadar birden çok kimselerin ortak kusurlarıyla zarar oluşturmalarını düzenlemiş ise de; onu izleyen 51. (TBK 61.) maddedeki birden çok kişilerin değişik hukuksal nedenlerden sorumluluğunda da belirtilen kural geçerlidir. Öyleyse, çok tipli teselsülde de hakim, rücu kapsamını takdir durumundadır.
Kusur, kapsam belirlemede etkin ise de hakkaniyet, onunla birlikte değerlendirilmesi gereken öğelerdendir. Davalı, Anayasa’nın 72. maddesi gereği, hakkı olan askerlik ödevi sırasında kusuru ile zarara yol açmıştır. Hizmetin karşılığında ücret almaması ve anayasal ödevde bulunması dolayısıyla onun, tazminatın tümüyle sorumluluğu durumunda hakkaniyet öğesi, kapsam belirlemede dikkate alınmamış olma sonucunu doğurur. Bu durum karşısında anılan öğe değerlendirmeye katılarak tazminattan belirli bir indirim yapılmak üzere yerel mahkeme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına, (3/a-b) nolu bentlerinde gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.