MAHKEMESİ: Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 30/12/2011
NUMARASI: 2011/146-2011/450
Davacı K.. G.. vekili Avukat Ergün tarafından, davalı B.. K.. aleyhine 25/03/2011 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30/12/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının TBMM'nin 04/05/2010 tarihli 101. oturumunda eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyecek sözler ile kendisine hakaret ettiğini ve kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek uğradığı manevi zararın giderilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı ise, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının sarf ettiği sözler ile davacının kişilik haklarına saldırıda bulunduğu belirtilerek istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından; TBMM'nin 04/05/2010 tarihli birleşiminde davalı tarafından konuşma yapılırken davacı ile arasında dava konusu diyologların yaşandığı, davalı kürsüde konuşma yaparken davacı tarafından ''Komisyon başkanı yanlış bilgi veriyor'' diye seslenilmesi üzerine davalı tarafından ''Sen ne bilirsin bu işleri be! Ne anlarsın sen bu işten. Otur yerine lan! Hukukçu değilsin sen!'' şeklinde cevap verildiği anlaşılmaktadır.
Esasen, taraflar arasında yaşanan dava konusu konuşmalar bir bir bütün olarak ele alındığında, davalı tarafından sarf edilen sözlerin, eleştiri sınırlarını aşan küçültücü ve hakaret niteliğinde olmadığı, nezaket kuralları dışında kaba söz olarak değerlendirilebileceği ve manevi tazminatı gerektirmeyeceği anlaşılmakta ise de; Mahkemece, olayın özelliklerine, fail ve mağdurun durumlarına, kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin niteliğine göre manevi tazminat yerine Borçlar Kanunu 49/3. maddesi gereğince diğer bir tazmin yoluna başvurulması gerekmektedir. Bahsedilen madde gereği diğer tazmin yöntemleri konusunda örnekseme yapılarak haksız saldırının kınanması veya kınama kararıyla birlikte bu kararın basın yoluyla ilan edilmesi yöntemlerine değinilmişse de; bu yöntemler sınırlı olmayıp hâkimin takdirine bırakılmıştır. Bu bağlamda, özür beyanı, isnadın geri alınması vb. bir tazmin şeklinin benimsenmesi de düşünülebilir. (4. HD. 14/11/1996, 8472/11191)
Somut olayda; sarf edilen sözlerin niteliği dikkate alındığında; tazminat yaptırımı yerine BK.49/3. maddesinde bahsedilen diğer yaptırımlardan olan “tecavüzün kınanmasına” dair kararla yetinilmesi gerekirken, tazminat yaptırımına başvurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/01/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.