MAHKEMESİ : Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 07/11/2013
NUMARASI : 2012/318-2013/734
Davacılar M.. T.. vd vekili Avukat tarafından, davalı M.. T.. aleyhine 08/08/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın yargı yolu nedeniyle reddine dair verilen 07/11/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, yargı yolu yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, kendilerinin Tunceli ilinde Vali ve Vali Yardımcısı olarak görev yaptıklarını, Tunceli Valiliği'nde bir dönem İl Özel İdaresi Genel Sekreteri olarak görev yapan davalının görev yaptığı dönemdeki bazı usulsüz işlemleri nedeniyle hakkında adli ve idari yönden soruşturmalar yapıldığını, hakkındaki bu işlemlerden dolayı kendilerine husumet besleyen davalının vekili aracılığıyla Cumhuriyet Savcılığı'na verdiği dilekçesinde kendileri hakkında bir takım haksız ve hukuksuz ithamlarda bulunduğunu, kişilik haklarını ihlal eden ifadeler kullandığını ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuşladır.
Mahkemece, tarafların kamu görevlisi oldukları, dava konusu edilen eylemlerin kamu görevinin ifası sırasında gerçekleştiği, bu nedenle davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.
Kural olarak kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken verdikleri zararlar hizmet kusuruna ilişkindir. Hizmet kusuruna dayanan tazminat istemlerinin de, idari yargı yerinde ve idareye karşı yöneltilmesi gerekir.(Anayasa m.129/5, 657 sayılı Yasa m.13). Ancak, kamu hizmeti kavramı ile hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak, görev gereklerinden ve sınırlarından ilk bakışta ayrılabilen ve nesnel kurallarla belirlenmiş kamusal çerçevenin dışına çıkan eylem ve işlemler; hizmet sırasında yapılmış olsalar bile, artık kamu hizmeti olarak nitelendirilemezler. Buna bağlı olarak da, yukarıda vurgulanan anayasal ve yasal hükümler kapsamında değerlendirilemezler.
Somut olayda, haksız şikayet ve kişilik haklarını ihlal eden ifadelere dayalı olarak tazminat istendiği ve bu eylemlerin davalının yerine getirdiği memuriyet görevinin içeriği kapsamında değerlendirilemeyeceği göz önüne alındığında; davalının görevden açıkça ayrılabilen kişisel kusuru ileri sürülmüş ve dava konusu edilmiştir.
Şu durumda, gerçek kişiler aleyhine idari yargı yerinde dava açılamayacağı ve görev hususunun husumetten önce geldiği gözetilerek, mahkemece eldeki davanın adli yargıda görülmesi gerektiğinin ve davalıya husumet yöneltilebileceğinin kabul edilmesi gerekir. Karar, açıklanan nedenlerle yerinde bulunmamış ve işin esası incelenmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10/11/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy