MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine .../09/2000 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25/04/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kurum zararı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından; tazminat davası sona ermeden, davalıya ... .... Ağır Ceza Mahkemesi’nin 29/05/2009 gün ve 2006/320 Esas – 2009/201 Karar sayılı ilamı ile verilen ... yıl ... ay hapis cezasının Yargıtay .... Ceza Dairesi’nin .../06/2010 tarihli ilamı ile onanmasına karar verilerek kesinleştiği ve hapis cezasının süresi dikkate alındığında, davalının yasal kısıtlılık altına girdiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı ...’nın 43 ve 513 (818 sayılı BK’nın 35 ve 397) maddeleri hükümlerine göre sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetinin kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Böylece davalı vekili Avukat ...’ın, davalının yasal kısıtlılık altına girmesinden itibaren, davalıyı temsil yetkisi kalmamıştır. Bu nedenle davalıya Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesi uyarınca bir vasi tayin edilip edilmediği araştırılmalıdır. Şayet bu işlem yapılmamışsa öncelikle bu husus tamamlattırılmalı ve mahkeme ilamı ile davacı yanın temyiz dilekçesi vasiye/vasilere tebliğ edilmelidir.
Diğer yandan; davalı vekili olarak Avukat ...’a yapılan gerekçeli karar ve davacı yanın temyiz dilekçesi tebliği de usulüne uygun değildir. Zira; yargılama sırasında adı geçen avukatın vekaletnamesinde yer alan adrese, HMK’nın186. Maddesi uyarınca sözlü yargılama ve hüküm celsesi için ilk çıkarılan tebligat, TK’nın .... Maddesi uyarınca 24/.../2012 tarihinde muhtara tebliğ edilmiş, ikinci çıkarılan tebligat ise; “muhatabın adresten ayrıldığı, açık adresinin bilinmediği, mahalle muhtarı kaydının bulunmadığı, ayrıca nüfus hizmetleri kanununa göre adres kayıt sisteminden TC kimlik numarası ile yapılan sorgulamada kaydına rastlanmadığı” belirtilerek .../01/2013 tarihinde bila tebliğ iade edilmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararı avukatın yine aynı adresine tebliğe çıkarılmış, komşusu ... ...’ın “akşamları geldiği” şeklindeki beyanına göre TK’nın .... maddesi uyarınca mahalle muhtarına tebliğ edilmiştir. Davacı yanın temyiz dilekçesi de yine aynı adrese tebliğe çıkarılmış, bu sefer de gösterilen adresin, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğu ve bu nedenle TK’nın .../...’ye göre tebligatın yapıldığı belirtilerek evrak mahalle muhtarına bırakılmıştır. Ancak, tebligat parçasının üzerinde o adresin avukatın adres kayıt sistemindeki (mernis) adresi olduğuna dair herhangi bir kayıt olmadığı gibi avukatın TC kimlik numarası da tebligatta yer almamaktadır.
Şu durumda; davalı vekili olarak Avukat ...’a yapılan tebligatlarda yer alan kayıtların hiçbiri birbiri ile örtüşmemektedir. .../01/2013 tarihli tebligatta adresten ayrıldığı şerhi bulunmasına karşın, daha sonra yapılan diğer tebligatlarda komşu beyanı olduğu belirtilerek ya da “mernis adresidir” kaydı ile mahalle muhtarına tebliğ yapılmıştır. Bu nedenle Av. ...’a yapılan gerekçeli karar ve davacı yanın temyiz dilekçesi tebliğinin usulüne uygun olduğu kabul edilemez.
Mahkemece yapılacak iş; geri çevirme kararının ikinci paragrafında belirtildiği şekilde, öncelikle vesayet durumunu araştırmak, davalının vasisi bulunması halinde gerekçeli karar ve davacı yanın temyiz dilekçesini vasiye tebliğ etmek, eğer vesayet durumu söz konusu değil ise davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebligat yapmaktır.
SONUÇ: Dosyanın yukarıda gösterilen şekilde işlem yapılmak üzere GERİ ÇEVRİLMESİNE 27/.../2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy