....
Davacı .... vekili Avukat ... tarafından, davalı .... aleyhine 20/09/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/06/2014 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 01/12/2015 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine davalı vekili Avukat....karşı taraftan davacı vekili Avukat ..... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının diğer temyiz itirazına gelince;
Dava, haksız haciz nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda; davacı şirket hakkında icra takibi yapılmasına rağmen borcun takip dosyasına değil davalı-alacaklı şirket hesabına ödenmesi, ödemenin icra dosyası borcuna ilişkin olduğuna dair bir açıklamanın yapılmamış olması, zararın oluşumunda davacının da
-/-
-2-
2015/7941-2015/13908
kusurunun bulunması ile yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat çok fazladır. Davacı yararına daha alt seviyede manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine, bozma nedenine göre tarafların vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve davalı yararına takdir olunan 1.100,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01/12/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M) (M)
KARŞI OY YAZISI
Davalı alacakl....; 12/07/2013 tarihinde.....Dairesinin 2013/17525 sayılı dosyası ile davacı borçlu..... aleyhine 17.027,14 TL üzerinden ilamsız icra takibi yaptığı, ödeme emrinin davacıya 17/07/2013 tarihinde tebliğ edildiği, davacı borçlunun 19/07/2013 tarihinde borcun tamamını davalı alacaklının .....i şirket hesabına yatırdığı, bundan haberi olmayan davalı alacaklının davacı borçlunun muhtelif banka hesaplarına haciz koydurduğu, bunun üzerine davacı borçlunun mükerrer olarak borcu ödediğinde hem ikinci ödeme hem de borcun tamamının ödendiğinin muhasebece fark edilmesi üzerine davalı alacaklının konulan hacizlerin fekki talimatı vererek kaldırdığı, mükerrer ödemeyi de iade ettiği anlaşılmıştır.
Davalı alacaklı şirket; üzerinde 12000 aracı bulunan operasyonel taşıt kiralama işi yapmakta olup banka hesaplarında günlük yüzbinlerce muhasebe işlemi gerçekleştirmektedir. Alacağının tahsili için davacı borçlu hakkında ilamsız icra takibi yapmış, ödeme emrinin tebliğini müteakip davacı borçluca icra dosyası yerine şirketin banka hesabına yatırmış bu hususu davalı alacaklıya da bildirmemiştir. Davalı alacaklının işlem hacmine göre yatırma işini bilmesi mümkün değildir. Kaldı ki davalı borçlu da takibe konu borcu yatırdığının farkında olmadan mükerrer ödemede bulunmuştur.
Yukarıda anlatılan sebeplerle ödemeye rağmen icra ve haciz işlemlerinin yapılmasına davacı borçlu ödeme yerini yanlış yaptığından kendisi sebep olmuştur. Kendi hatasına dayanarak tazminat istemesi mümkün değildir. Bu nedenle manevi tazminat talebinin tümden reddi gerekir düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun manevi tazminat verilmesi gerektiğine dair görüşüne katılmıyoruz. 01/12/2015