MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 11/07/2013 gününde verilen dilekçe ile 2330 sayılı yasa uyarınca rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/10/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.Dosyanın incelenmesinden; gerekçeli kararın davalı ...'a tebliği sırasında, Uyap sistemi tarafından adı geçenin ceza infaz kurumunda olduğu uyarısının verilmesi üzerine Mahkemece, ... Açık Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere yazıldığı, Kurum tarafından verilen 18/11/2015 tarihli cevapta, davalının Kurumlarında hükümlü olarak bulunduğu, vasi kararının bulunmadığının bildirildiği, bunun üzerine Mahkemece gerekçeli kararın ceza infaz kurumu aracılığıyla 10/12/2015 tarihinde bizzat kendisine tebliğ edildiği anlaşılmıştır.18/11/2015 tarihli Kurum yazısında, davalının hükümlülüğüne ilişkin hiçbir açıklayıcı bilgiye yer verilmemiştir. Bu nedenle gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarihte, davalı ...'ın hükümlülük halinin, yasal kısıtlılığı gerektirir nitelikte bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 407 ve devamı maddelerinde; bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her erginin kısıtlanacağı, hakkındaki cezanın infazına başlanılmasıyla yasal kısıtlılık altına gireceği hususu düzenlemiştir. Bu nedenle öncelikle, gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarihte, davalı ...'ın hükümlülük halinin, yasal kısıtlılığı gerektirir nitelikte bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Zira, yasal kısıtlılık altındaysa, bizzat kendisine ceza infaz kurumunda yapılan tebligat usule aykırı olacaktır. Yapılacak araştırma neticesinde tebligatın usulsüz olduğunun belirlenmesi halinde, davalının halen hükümlü bulunup bulunmadığı, hükümlü ise bunun yasal kısıtlılığı gerektirir nitelikte olup olmadığı, kendisine vasi atanıp atanmadığı araştırılmalı, atanmamış ise bir vasi atanması sağlanmalı, hükümlü olmadığı yahut hükümlülüğünün yasal kısıtlılığı gerekir nitelikte bulunmadığının anlaşılması halinde davalının kendisine, aksi durumda vasisine mahkeme kararı ile davacı vekilinin temyiz dilekçesi usulünce tebliğ edilmeli ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır.SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle ve bildirilen şekilde işlem yapılmak üzere dosyanın mahal mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE 22/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.