MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine 09/09/2015 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı şirket temsilcisi ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, davacıların özel bir eğitim kurumunda öğretmenlik yaptığını, davacılara ait düğün fotoğrafının davalı tarafından otelin düğün organizasyon tanıtımı için Samsun'da çeşitli meydanlarda bulunan reklam panolarında izin alınmaksızın kullanıldığını, davacıların bu olay nedeni ile kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davalı şirketin reklam panolarında davacıların fotoğraflarının ticari nitelikli olarak kullanılması ile davacıların kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi (818 sayılı BK 47. maddesi ) hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olayın gerçekleşme biçimi, olay tarihi, davalının kusurunun ağırlığı ve diğer ilkeler gözetildiğinde davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst seviyede tazminata hükmedilmesi gerekir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) sayılı bente açıklanan nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, davalının tüm, davacıların diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine ve davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 06/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.