MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Davacı ... AŞ vekili Avukat ... tarafından, davalı TEDAŞ Genel Müdürlüğü aleyhine 08/01/2015 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29/12/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi taraflarca süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; müvekkil şirket ile davalı arasında 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) akdedildiğini, davalı TEDAŞ tarafından faaliyetlerin yürütüldüğü dönemde dava dışı Türk Telekomünikasyon AŞ tarafından davacı şirket aleyhine alacak davası açıldığını, ...2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiğini, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, taraflar arasındaki İHDS gereği müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı meblağın sorumluluğun davalı TEDAŞ’ta olduğunu belirterek tazminat ve temyiz giderinden oluşan alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı TEDAŞ’tan rücuen tahsili talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili; 2 yıllık zamanaşımının geçtiğini, davacı şirketteki hisselerinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hisse devir sözleşmesi kapsamında özelleştirildiğini, gerek ihale şartnameleri gerek İHDS hükümlerine göre davacının geriye dönük alacak talebinde bulunamayacağını, devir tarihi itibarıyla borç ve alacak devri yapıldığını, rücuya tabi olduğu öne sürülen olayın kendilerine ihbar edilmediğinden yargılama gideri ve faizden sorumlu tutulamayacaklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; 22/10/2015 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 24/07/2006 tarihinde İHDS ile işletme hakkının davacıya devredildiği, bu tarihten önce davalı tarafın dava dışı şirkete vermiş olduğu zararın davacı tarafça karşılandığı, İHDS’nin 7. maddesi gereğince davacının ödemiş olduğu meblağı davalıdan tahsil etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenen tazminat ve temyiz giderinden oluşan alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Somut olayda, dava taraflar arasında 24/07/2006 tarihinde imzalanan İHDS’den kaynaklı rücuen alacak istemine ilişkindir. Rücu hakkı, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin malvarlığında meydana gelen kaybı gidermeye yöneliktir. Davacının mal varlığındaki eksilme, ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faize hükmedilmelidir. Mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir ise de söz konusu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden mahkeme kararının düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. nolu bendinin 2. cümlesinde geçen “dava” sözcüğünün çıkartılarak yerine “ödeme” sözcüğünün yazılmasına, davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte belirtilen nedenlerle reddiyle kararın davacı yararına düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23/01/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy