MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 11/02/2011 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece Çarmıklı İnşaat Taah. Tic. ve Paz. AŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davalı DSİ aleyhine açılan davanın yargı yolu bakımından görevsizlik nedeniyle reddine dair verilen 03/06/2016 günlü kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı Çarmıklı İnşaat Taah. Tic. ve Paz. AŞ vekili duruşmasız olarak incelenmesi de davalı DSİ vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 12/11/2019 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davalı şirket vekili Avukat Egemen Yıldız ile karşı taraftan davacı asıl ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, haksız eyleme dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davalılardan DSİ Genel Müdürlüğü yönünden yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliğine, davalılardan ... bakımından ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Çarmıklı İnş. AŞ vekili ile davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, kendilerine ait 219 parsel sayılı taşınmazın davalılardan DSİ Genel Müdürlüğü tarafından diğer davalıya yaptırılan sulama kanalının patlaması sonucu sular altında kaldığını, arazi ve üzerindeki tarım ürünlerinin zarar gördüğünü belirtmiş ve uğramış oldukları zararın tazminini istemişlerdir.
Davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili; davanın husumet, zamanaşımı ve yargı yolu nedenleriyle reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili; müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, gerekli incelemelerin ve araştırmaların yapıldığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
1- Davalı DSİ Genel Müdürlüğü’nün temyiz itirazlarının incelenmesinde;
01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331/2 maddesinde; "Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder." biçiminde düzenleme yapılmıştır.
Yukarıdaki kanuni düzenleme 6100 sayılı Kanun'da düzenlenmiş olup hiç kuşkusuz adli yargı yerinde görülecek davalarda ve adli mahkemeler arasındaki görevsizlik kararlarında uygulanmalıdır. Açıklanan maddede "davaya bir başka mahkemede devam edilmesi" hali düzenlenmiştir. Oysa yargı yolu bakımından görevsizlik kararlarında, davaya başka bir mahkemede devam edilmesi söz konusu olmayıp, kendine has usul kuralları bulunan farklı yargı yerinde yeniden açılan bir dava söz konusudur ve bu dava adli yargı yerindeki davanın devamı niteliğinde değildir.
Ayrıca karar tarihi olan 03/06/2016’da yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/1. Maddesinde “Görevsizlik, yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine, davanın nakline veya davanın açılmamış sayılmasına; delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce karar verilmesi durumunda, Tarifede yazılı ücretin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonraki aşamada ise tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti ikinci kısmın ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Bu sebeple davacı, davasını yürürlükte bulunan kanuni düzenlemelere göre görevsiz yargı yerinde açmış ise "yargı yolu bakımından görevsizliğe" dair verilecek kararla birlikte; harç, masraf ve vekâlet ücreti yönünden hüküm kurulması gerekir.
Somut olayda; davanın yargı yolu nedeniyle usulden reddedilmiş olmasına rağmen davalı DSİ Genel Müdürlüğü yararına vekâlet ücretine hükmedilmemiş olması doğru değildir. Bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
2- Davalı ...’nin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacılar, kendilerine ait 219 parsel sayılı taşınmazın davalılardan DSİ Genel Müdürlüğü tarafından diğer davalıya yaptırılan sulama kanalının patlaması sonucu sular altında kaldığını ve taşınmazlarının zarara uğradığını ileri sürmüştür.
Yargılama devam ederken, Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından kamulaştırma işlemleri başlatılmış ve mahkemece kamulaştırmanın hangi aşamada olduğu hakkında bilgi verilmesi için ilgili bakanlığa müzekkere yazılmıştır.
Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın 04/12/2015 havale tarihli müzekkere cevabında; dava konusu 219 nolu parsel için 23/07/2013 tarihinde kamulaştırma kararı alındığı, parsel malikleriyle uzlaşma görüşmeleri yapıldığı ve uzlaşma tutanaklarının imzalandığı, tapu müdürlüğüne tescil yazılarının ve ifraz beyannamesinin gönderildiği, dava konusu 219 nolu parselin ifraz edilerek 726 ve 727 nolu parsellerin oluşturulduğu, 727 nolu parselin Maliye Hazinesi adına, 726 nolu parselin ise parsel malikleri adına tescil edildiği, 726 nolu parsel için parsel malikleri tarafından ferağ işlemi gerçekleştirilmek üzere başvuru yapıldığında kamulaştırma bedeli ödeneceği ve tescil işleminin gerçekleştirileceği belirtilmiştir.
Dosya incelendiğinde; dava konusu 219 nolu parselin yargılama aşamasında kamulaştırıldığı, bu parselin ifraz edilerek 726 ve 727 nolu parsellerin oluşturulduğu, parsel malikleriyle uzlaşma sağlandığı anlaşılmakla birlikte kamulaştırma bedel tespitinin parselin zarar görmüş haliyle mi zarar görmemiş haliyle mi yapıldığı dosya kapsamıyla anlaşılmamaktadır.
Tazminat sorumluluğunun kapsamı, gerçek zarar ile sınırlı olup; gerçek zarar da, haksız eylemden önceki ve sonraki durum arasındaki farktan ibarettir.
Mahkemece, davacının eski hale getirme bedeli yönünden zararının oluşup oluşmadığının belirlenmesi için kamulaştırma uzlaşma tutanaklarının incelenerek kamulaştırma bedelinin taşınmazın zarar görmüş haliyle mi yoksa zarar görmemiş haliyle mi belirlendiğinin tespit edilmesi; ayrıca zarar miktarının ifraz edilen 726 ve 727 nolu parseller için ayrı ayrı hesaplattırılıp temyiz eden davalının usulü kazanılmış hakları da gözetilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Şu halde, yukarıda açıklanan şekilde karşılaştırmalı değerlendirme yapılarak sonucuna ve dosya kapsamına göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı DSİ Genel Müdürlüğü yararına, (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı ... yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve davalı ... yararına takdir olunan 2.037,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine ve davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.