MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 31/07/2015 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; davalı ...’ın sürücüsü olduğu, diğer davalı ...’e ait aracın yaptığı trafik kazasında müvekkilinin kızının vefat ettiğini, davalı sürücü ...’ın kaza esnasında alkollü olduğunu, anılan davalının ceza yargılamasının devam ettiğini, davalı ...'in de araç maliki olarak sorumlu olduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar; davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; alınan kusur bilirkişi raporu doğrultusunda kazanın oluşumunda davalı sürücü ...'ın olayda birinci derecede asli kusurlu olduğu, davacının kızı maktül Döne Kor'un ise emniyet kemerini takmaması sonucu olayda alt düzeyde tali kusurlu olduğu, dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 56. (Borçlar Kanunu 47) maddesi gereğince hakimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç; edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan olayda; olay tarihi, olayın gerçekleşme şekli, davalı ...’ın kusur durumu, kazanın ölümle sonuçlanması ve yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında, davacı yararına hüküm altına alınan tazminat miktarı az olup daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 06/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.