MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 26/12/2013 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem (trafik kazası) sebebiyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/01/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar ve davalı ... vekilleri ile davalı ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacılar ... ve ...’nun tüm, davacı ... ve davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacı ...’nun diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, davacı ...’ya, davalılardan belediyenin işleteni olduğu, davalı ...’un sevk ve idaresindeki araçla çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini, olay sebebiyle davacı ...’nun yaralanmasından dolayı çalışamadığını, davacılar ... ve ...’nun manen zarar gördüklerini belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK m. 56. hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu kazada, olay tarihi, davacı ...’nun yaralanma derecesi, kusur durumu ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında hükmedilen manevi tazminat azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Kararın açıklanan nedenle davacı ... yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içerisindeki bilgilerden davacı ...’nun, kaza sebebiyle yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu 56. maddesinin 2. fıkrasında; “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Bu düzenlemeye göre öncelikle manevi tazminat istemek hakkı beden ve ruh tamlığı bozulmuş olan kişiye tanınmıştır. Bunun yanında bir yakınının uğradığı bedensel zarardan ruhsal yönden etkilenen kişiler de zarara uğrayandan bağımsız olarak manevi tazminat isteyebilirler. Ancak, bunun için yaralanma nedeni ile gerçekten kişisel yararların veya hakların doğrudan doğruya ağır bir biçimde zarara uğramış olması gerekir. Diğer bir anlatımla, bir kimsenin bedensel zarara uğramasından dolayı onun çok yakınlarından birisinin de aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır bir şekilde zarara uğramışsa onun da manevi tazminat isteme hakkı vardır (HGK 26.04.1995 gün ve 1995/11-1995/403).
Şu halde, olay tarihindeki yasal düzenleme ve Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları dikkate alındığında mağdurun yakınları sadece ölüm ve ağır bedensel zarar halinde manevi tazminat isteminde bulunabileceğinden, davacı ...’nun yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğundan davacılar ... ve ... yararına manevi tazminat istemlerinin reddedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu sebeple davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı ..., (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacılar Yunus Ulu ve ...’nun tüm, davacı ... ve davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine ve davacı ... ile davalılardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 14/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.