MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Asıl davada davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 21/07/2014 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istenmesi, birleşen davada davacı ... vekili Avukat ... Saklavacı tarafından davalı ... aleyhine 22/10/2014 gününde verilen dilekçe ile haksız fiilden kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen 03/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Asıl dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat, birleşen dava ise haksız fiilden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm asıl dava yönünden davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili asıl davada, davacının yaya geçidi üzerinde karşıdan karşıya geçmekte iken aynı yerde davalının aracını park etmeye çalıştığını, davalının geri manevra yaptığı sırada karşıya geçişini tamamlamak üzere olan davacıya çarptığını ve davacının meydana gelen kaza nedeniyle vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığını, davacının dizinde oluşan kırık nedeniyle ameliyat edildiğini, tedavi sürecinde SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri harcaması yaptığını, davacının Anadolu Üniversitesinde yüksek lisans ve doktora dersleri verdiğini, ancak iyileşme sürecinde derslere katılamadığı için ders ücretlerinden de mahrum kaldığını, bu süreçte kızının düğününe tekerlekli sandalye ile katılmak zorunda kaldığını, iki ay yürüyemediğini, eşinin bakımına muhtaç hale geldiğini, bu nedenlerle manevi zararlarının da doğduğunu belirterek oluşan maddi ve manevi zararın tazminini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen kusur raporuna göre davalının meydana gelen olayda %100 oranında kusurlu olduğu, davacının tedavi gideri ve mahrum kaldığı ders ücretlerine yönelik maddi zararının kapsamının bilirkişi raporuyla belirlendiği ve bu raporun yeterli ve denetime elverişli olduğu, meydana gelen kaza nedeniyle davacının ameliyat olmak zorunda kaldığı ve yaklaşık iki ay süreyle yürüyemediği, bu süreçte sürekli olarak bakıma ihtiyaç duyduğu gerekçeleriyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi (Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi) hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, olay tarihi, olayın gelişimi, davacının yaralanma derecesi, davalının tam kusurlu oluşu ve yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle asıl dava yönünden BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.