MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... adına velayeten kendi adına asaleten ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 23/12/2014 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, 24.07.2008 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda Esin'in eşi, ...'ın babası olan ...ın yaralı olarak götürüldüğü hastanede 04.08.2008 tarihinde vefat ettiğini, otomobil sürücüsü davalının, kavşakta geçiş önceliğine uymadığını, sola dönerken sağ taraftan gelen trafiğe ilk geçiş hakkını vermediğinden asli kusurlu olduğunu, hayat düzenlerinin alt üst olduğunu belirterek uğradıkları manevi zararın giderilmesini istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, kendisine husumet düşmediğini, mahkemenin görevsiz olduğunu, müteveffanın büfede çalıştığını, paket servis taşırken kaza meydana geldiğinden iş kazası olduğunu, işverene karşı dava açılması gerektiğini, tüm kusurun müteveffada olduğunu, müteveffanın adeta intihar edercesine ehliyetsiz ve kasksız olarak paket servisi sıcak yetiştirmek amacıyla süratli olarak motosiklet kullandığını, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, pratisyen hekim olup çalışmadığını, olaydan 40 gün sonra annesinin üzüntüden vefat ettiğini, ...'in olaydan sonra evlendiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi) hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olayda; davacıların desteklerinin ölmüş bulunması, olay tarihi, olayın gelişim şekli ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Mahkemece, daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) no'lu bentte gösterilen nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, davalının tüm, davacıların diğer temyiz itirazlarının (1) no'lu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.