MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... Nakil Araçları Tur Tic. ve San. AŞ ve ... aleyhine 23/01/2014 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle davacının temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Davalı ...’in temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya kapsamından; gerekçeli kararın davalı ... vekiline 09/06/2016 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçen davalı vekilinin 24/06/2016’da temyiz dilekçesi verdiği, temyiz harç ve masraflarını yatırmadığı, bunun üzerine mahkemece temyiz harcını yatırması için muhtıra gönderildiği, muhtıranın 13/03/2018 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, ancak muhtıraya konu temyiz harç ve giderlerinin öngörülen kesin süre içerisinde yatırılmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davalı ...’in temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacının temyiz isteminin incelenmesinde;
a) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının davalı ...’e yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
b) Davacının davalı ... Nak. Araç. Tur. Tic. ve San. AŞ'ne yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılardan ... yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davalı şirket yönünden ise davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, olay tarihinde davalı ... Nak. Araç. Tur. Tic. ve San. AŞ'nin sahibi olduğu araç ile seyir halinde olan diğer davalı sürücü ...'in müvekkiline çarptığını ve müvekkilinin kazada yaralanarak sakatlandığını, halen başkalarının yardımı olmadan hayatını normal insanlar gibi sürdüremediğini belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı ... Nak. Araç. Tur. Tic. ve San. AŞ vekili ile diğer davalı ... vekili; davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, alınan kusur ve maluliyete ilişkin bilirkişi raporları, ceza dosyası ve tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde davalılardan ... yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davalı şirket yönünden ise davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır.
Öte yandan, 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme ile, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin de hukuken sorumlu olması kabul edilmiş, ancak araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edildiği, bu suretle araç üzerindeki fiili hakimiyetin sona erdiği durumlarda ise, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması benimsenmiştir. Aracın yararlanılmasının devredildiği kiracılıkta kiracının işleten sıfatını haiz olması için, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekli olduğu gibi bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması da zorunludur.
Somut olayda, aracın kayden maliki davalı ... Nakil Araçları Tur. Tic. ve San. AŞ olup davalı şirket vekili, aracın kaza tarihinden önce dava dışı Zafer Tur. Yat. San. Ltd. Şirketi’ne kiraya verildiğini belirterek buna ilişkin uzun süreli araç kiralama sözleşmesi adı altında adi yazılı kira sözleşmesini mahkemeye sunmuştur. Mahkemece, aracın kaza tarihinde dava dışı şirketin fiili tasarrufunda olduğu, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerindeki fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının bir arada olmasının gerektiği, davalı ... Nakil Araçları Tur. Tic. ve San. AŞ’nin 2918 Sayılı Yasa kapsamında işleten sıfatının bulunmadığı ve meydana gelen trafik kazasına bağlı maddi ve manevi tazminattan sorumlu tutulamayacağı, bu nedenle anılan şirkete husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davalı ... Nakil Araçları Tur. Tic. ve San. AŞ aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Şu durumda; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve davalı ... Nakil Araçları Tur. Tic. ve San. AŞ’nin savunması göz önünde bulundurularak, işletenlik sıfatının aracı kiralayan davadışı Zafer Tur. Yat. San. Ltd. Şirketine geçip geçmediğinin tespiti bakımından, ... Nakil Araçları Tur. Tic. ve San. AŞ ve Zafer Tur. Yat. San. Ltd. Şirketinin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, kira bedeline ilişkin sunulan faturaların ticari defterlere işlenip işlenmediği, ticari defterlerin usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği, ibraz edilen kira sözleşmesinin vergi dairesine bildirilip bildirilmediği hususlarında inceleme ve araştırma yapılması, sonucuna göre davalı ... Nakil Araçları Tur. Tic. ve San. AŞ’nin işletenlik sıfatının devam edip etmediğinin tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi ve varılacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen kararın davacının davalı ... Nakil Araçları Tur. Tic. ve San. A.Ş’ye yönelik temyiz itirazları yönünden (2-b) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacının davalı ...’e yönelik temyiz itirazlarının (2-a) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine, davalı ...’in temyiz dilekçesinin (1) numaralı bentte gösterilen nedenle reddine, bozma nedenine göre davacının ... Nakil Araçları Tur. Tic. ve San. AŞ’ye yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve davacı ile davalı ...'den peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 14/11/2019 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; kararı davacı ve davalılardan ... temyiz etmişlerdir.
Davalı ... vekili temyiz harç ve giderlerini yatırmaksızın temyiz isteminde bulunmuş, bu eksikliğin giderilmesi yönünde mahkemece davalı vekiline muhtıra tebliğ edilmiş; verilen süre içerisinde temyiz harç ve giderleri davalı tarafça yatırılmamıştır. Bunun üzerine yerel mahkemece herhangi bir karar verilmeksizin dosya dairemize gönderilmiştir.
6100 Sayılı H.M.K.'nun geçici 3.maddesi yollasıyla uygulanan 1086 sayılı H.U.M.K.'nun 434/son maddesi uyarınca "verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da, temyiz edilmesi halinde 432.maddesinin son fıkrası kıyasen uygulanr."
H.U.M.K.'nun 432/son maddesinde ise, mahkemenin temyiz edilmemiş sayılma kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde temyiz edilebileceği düzenlenmiştir.
Bu haliyle, davalı tarafça temyiz harç ve giderlerinin verilen süreye rağmen yatırılmaması üzerine "temyiz edilmemiş sayılma" kararını verme görevi H.U.M.K.'nun 434/son maddesi uyarınca yerel mahkemeye ait olup, bu kararın tebliği ile ilgililerin H.U.M.K.'nun 432/son maddesi uyarınca temyiz etme hakları da bulunduğundan, dosyanın mahalline geri çevrilerek anılan yasal düzenlemelerdeki işlemlerin tamamlanması gerektiğini düşündüğümden, esasa ilişkin görüşüm saklı kalmak üzere sayın çoğunluğun birinci bentteki temyiz dilekçesinin reddi kararına katılmıyorum.14/11/2019
Full & Egal Universal Law Academy