MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar Halk Finansal Kiralama AŞ ve diğerleri aleyhine 27/06/2013 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 31/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili Avukat ..., davalı Uğur İhracat İthalat İnşaat San. ve Tic. AŞ (Uğur AŞ) vekili ... ve davalı ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı ...’in tüm, diğer tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; işleteninin davalı Uğur AŞ olduğu ve davalı ...’in sevk ve idaresindeki aracın yaya halde olan davacıya çarptığını, bu kaza nedeni ile davacının yüzünde sabit iz kaldığını belirterek, müvekkilinin bu olay nedeniyle oluşan manevi zararının giderilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalılar; davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece; davalı ... Şirketi yönünden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesi kapsamında uzun süreli kira sözleşmesi imzalandığından bahisle davanın husumetten reddine, diğer davalılar hakkında yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre davacının ve davalı sürücünün kazanın oluşumunda eşit kusurlu olduğu, davacının yüzünde kaza nedeni ile sabit iz kaldığı, davalı Uğur AŞ’nin işleten ve davalı ...’in sürücü olarak sorumlu olacağı gerekçesi ile kısmen kabulüne karar verilmişter.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK 47. maddesi (Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi) hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda; davacının yüzünde sabit iz kaldığına dair Adli Tıp Raporu, yaralanmanın derecesi, davacının yaşı, olayın gerçekleşme şekli, tarafların kusur durumu, olay tarihi ve yukarıda belirtilen diğer ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır, daha üst seviyede tazminata hükmedilmesi gerekir.
3- Davalı Uğur AŞ vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece davalı Şirket vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/1. maddesinde manevi tazminat davalarında avukatlık ücretinin, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, 2. fıkrasında ise davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlenmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiğine göre davanın reddedilen bölümü üzerinden AAÜT’nin 10/2. maddesi de göz önünde tutularak davalı Uğur AŞ yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hükmedilmemiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Uğur AŞ yararına BOZULMASINA, davalı ...’in tüm, diğer davalı Uğur AŞ’nin ve davacının diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine 06/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.